YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8261
KARAR NO : 2010/2055
KARAR TARİHİ : 11.03.2010
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 111 ada 13, 112 ada 19, 122 ada 3, 133 ada 1, 134 ada 22 ve 23 parsel sayılı 512.82, 3844.67, 7799.33, 1311.74, 185.29 ve 34839.82 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile … … adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde, taşınmazların dedesi …’tan intikal ettiği iddiasına dayanarak taşınmazların … adına tescili istemi ile dava açmıştır. Mahkemece, yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile … mirasçıları adlarına tesciline, 134 ada 23 parsel içerisinde krokide (B) harfi ile işaretli olan evin … … tarafından yapıldığının beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, mirasçılar arasında usulüne uygun taksim yapılmadığı kabul edilmek sureti ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme ve uygulama karar vermek için yeterli bulunmamaktadır. Davalılar yargılama aşamasındaki savunmalarında, davacı tarafın murisinin miras payına düşen arazileri başka bir mevkiden aldığı ve dava konusu taşınmazlardan bu nedenle pay almadığını ileri sürdükleri halde mahkemece bu yön üzerinde durulmamış, yine keşifte dinlenen tutanak bilirkişileri murisin çocuklarından bazılarının ilçe merkezinde babalarından kalan evden pay alarak köydeki haklarından vazgeçtikleri yönünde beyanda bulunmuş; ancak, bu husus üzerinde yeterince durulmamıştır. Doğru sonuca varılabilmesi için kök muris …’tan intikal eden ve mirasçılar adına tespit edilen taşınmazlar bulunup bulunmadığı araştırılmalı, bulunduğu takdirde bu taşınmazlara ait tutanak ve kadastro sonucu oluşan tapu kayıtları dosyaya getirtilmeli, taraflara tanık bildirme imkanı tanınmalı, bundan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, tespit bilirkişileri ve taraf tanıkları huzuruyla yeniden keşif icra edilmelidir. Taşınmazın başında icra edilecek keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi, tespit bilirkişileri ve taraf tanıklarından muris …’tan intikal eden taşınmazların tüm mirasçıların katılımı ile taksim edilip edilmediği ve edilmiş ise taksimin ne zaman yapıldığı, çekişmeli taşınmazın taksimde kime düştüğü, taksimde her bir mirasçıya yer verilip verilmediği, kadastro tespit tarihine kadar taksimin bozulup bozulmadığı, davacı tarafın miras bırakanı babaannesi …’nin miras payına karşılık başka taşınmazlardan pay alıp almadığı sorulmalı bütün bu hususlar maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, …’nin pay aldığının beyan edilmesi durumunda ilgili taşınmaz ya da taşınmazların kadastro tutanakları dosya arasına getirtilmeli, bundan sonra toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Kabule göre de; Kadastro Hakimi doğru ve infaz sırasında duraksamaya neden olmayacak biçimde ve infazı kabil hüküm oluşturmak zorundadır. Mahkemece … mirasçıları adına tesciline demekle yetinilerek veraset ilamına atıf yapılmadığı gibi, pay oranlarının da gösterilmemesi isabetsiz olup davalı …’ın temyiz itirazları yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 11.03.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.