YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8902
KARAR NO : 2009/8597
KARAR TARİHİ : 14.12.2009
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 108 ada 403 sayılı parsel kadimden beri köy halkı tarafından mera olarak kullanılması nedeniyle mera vasfıyla orta malı olarak sınırlandırılmıştır. Davacı …, yasal süresi içinde adlarına tespit edilen 108 ada 31 ve 277 sayılı parsele dahil olan yerlerinin 108 ada 403 sayılı parsel içinde tespit edildiği iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, çekişme konusu 108 ada 403 sayılı parselin teknik bilirkişi rapor ve krokisinde (A) ve (D) harfleri ile gösterilen bölümlerinin ayrı parsel numaraları ile 1/7 paylar oranında … mirasçıları davacı … ve diğerleri adına tesciline, kalan 2149725.65 metrekarelik bölümün 403 sayılı parsel olarak mera niteliği ile tespit edilip, özel siciline yazılmasına, karar verilmiş hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli 403 sayılı parselin bilirkişi tarafından düzenlenen krokide (A) ve (D) harfleri ile gösterilen temyize konu bölümlerinin mera olmadığı ve … mirasçıları yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14.maddesinde öngörülen zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Çekişme konusu taşınmaz, kadimden beri köy halkının mera olarak kullandığı belirtilerek orta malı olarak sınırlandırılmıştır. Uyuşmazlığın temeli, taşınmazın kamu malı mera niteliğini taşıyıp taşımadığı, mera niteliği yok ise 3402 sayılı Kadastro Yasası’nın 14. maddesinde öngörülen şartların davacı taraf yararına gerçekleşip gerçekleşmediği konusundadır. Mahkemece, taşınmazın tescile karar verilen bölümleri ile mera olarak sınırlandırılan bölümleri arasında ayırıcı sabit bir sınırın bulunup bulunmadığı üzerinde durulmamış; usulüne uygun mera araştırması yapılmamıştır. Taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin iktisaba elverişli olup olmadığı, taşınmaz bölümlerinin uzun zamandır kullanılmadığı beyan edildiği halde zilyetliğin terk edilmiş olup olmadığı da tartışılmamıştır. Doğru sonuca varılabilmesi için mahallinde, taşınmazın bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek, yöreyi iyi bilen, yaşlı ve yansız yerel bilirkişiler ve aynı yöntemle gösterilecek taraf tanıkları, tüm tespit bilirkişileri, uzman fen bilirkişisi ve 3 kişilik ziraat bilirkişi kurulunun katılımı ile yeniden keşif yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklarından taşınmazın davacı taraf adına tescile karar verilen bölümlerinin, öncesi bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel bir biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı, mera parseli ile arada ayrıcı unsur bulunup bulunmadığı, taşınmazın meradan elde edilip edilmediği sorulup saptanmalı; taşınmazın kamu orta malı mera niteliğinde olduğunun anlaşılması halinde, bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımadığı gözönünde tutulmalı; çekişmeli taşınmazın kamu orta malı mera olmadığının anlaşılması halinde ise yerel bilirkişi ve tanıklardan öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, zilyetliğin başlangıç ve süresi ile sürdürülüş biçimi hakkında olaylara dayalı bilgi alınmalı; bilirkişi ve tanıkların sözleri komşu parsellerin tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli; yerel bilirkişi ve tanıkların beyanı ile tespit tutanağı iktisap sütununda yazılı beyanların çelişmesi halinde, tespit bilirkişileri tanık sıfatı ile dinlenilerek çelişkinin giderilmesine çalışılmalı; üç kişilik ziraat bilirkişi kurulundan önceki ziraatçi bilirkişi raporu da değerlendirilecek şekilde taşınmazın temyiz konusu bölümlerinin niteliği, toprak yapısı, bitki örtüsü, etrafındaki meranın devamı niteliğinde olup olmadığı, mera bütünlüğünü bozucu nitelik taşıyıp taşımadığı, temyiz konusu bölüm ile taşınmazın mera olduğu kabul edilen diğer bölümü arasında doğal ya da yapay nitelikte ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı, özellikle meranın ortasında kalan (D) harfi ile gösterilen bölümünün mera bütünlüğünü bozup bozmadığı hususlarında komşu parsellerle karşılaştırmalı incelemeyi içeren ayrıntılı ve bilimsel verilere dayalı rapor alınmalı, keşifte taşınmazın fotoğrafları çektirilerek rapora eklenmeli, temyize konu bölümlerin sınırları fotoğraflar üzerinde işaretletilmeli, uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye elverişli ayrıntılı rapor alınmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan, kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 14.12.2009 gününde oybirliği ile karar verildi.