YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8997
KARAR NO : 2009/8415
KARAR TARİHİ : 07.12.2009
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 192 ada 269 parsel sayılı 2814.406,35 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz Toprak Tevzii Komisyonunca yapılan çalışmalar sırasında sınırlandırılan kadim mera olduğu belirtilerek mera niteliği ile tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içerisinde irsen intikal, tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak adına tespit edilen dava dışı 192 ada 255 sayılı parselin yüzölçümündeki eksikliğin dava konusu taşınmazda kaldığı iddiası ile, davacı …, irsen intikal, vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak ayrı ayrı dava açmışlardır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve çekişmeli parselin fen bilirkişisinin raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümünün davacı …, (B) harfi ile gösterilen bölümünün davacı … adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli parselin davacılar adına tesciline karar verilen bölümlerinin mera ya da meradan açma olmadığı, eklemeli olarak altmış yılı aşkın davacıların zilyetliklerinde bulunduğu davacı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14.maddesinde öngörülen zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmaz mera olarak tespit edildiği halde usule uygun mera araştırması yapılmadığı gibi davacı tarafın dayanağı tapu ve vergi kayıtları ile ilgili uygulama da yetersizdir. Davacı …, çekişmeli taşınmaza komşu 192 ada 255 sayılı parsele revizyon gören ve tescil ilamı ile oluşan 21.11.1951 tarih 281 sıra nolu tapu kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine, davacı … ise, 167 ada 12 sayılı parsele revizyon gördüğü anlaşılan 1937 tarih 1 tahrir numaralı vergi kaydına dayanmışlardır. Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı tapusunun dayanağını oluşturan tescil ilamı ve krokisi getirtilerek, tescil davasında Hazine’nin taraf olup olmadığı araştırılmalı, Hazine’nin taraf olması halinde ilamın taraflar açısından kesin hüküm oluşturacağı gözönüne alınmalıdır. Dosya tamamlandıktan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişi kurulu ve aynı yöntemle belirlenecek taraf tanıkları ve üç kişiden oluşacak ziraatçı bilirkişi kurulu da hazır olduğu halde keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında tescil tapusu ve haritası, toprak komisyonu haritası, kadastro paftası ölçekleri eşitlenip çakıştırılarak yapılacak uygulama sonunda, tapu kayıtlarının kapsamları 3402 sayılı Kadastro Yasası’nın 20/A maddesi gereğince haritalarına göre belirlenmelidir. Tescil krokisinin uygulama kabiliyetinin bulunmaması durumunda ise kaydın sınırında okunan “İsmail Karakullukçu sınırının” neresi olduğu, “dere ve yol” sınırının kadimden beri yön değiştirmeyen sabit bir sınır olup olmadığı araştırılmalıdır. Bu sınırın gayri sabit olduğunun anlaşılması halinde kaydın miktarı ile geçerli olduğu düşünülmelidir. Davacı tapusunun miktar fazlası olan bölüm hakkında ise davacı lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği saptanmalı, ayrıca davacı …’in dayanağı 1937 tarih 1 tahrir numaralı vergi kaydının uygulanması sırasında, revizyon gördüğü dava dışı 167 ada 12 sayılı parsel de dikkate alınmalı, gerekirke bu parsel üzerinde keşif yapılarak vergi kaydının kapsamı tereddüde yer bırakmayacak şekilde belirlenmelidir. Uzman ziraat mühendisi kurulundan arazinin niteliği, toprak yapısı, komşu mera parseli ile arada ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı konusunda ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, taşınmazın niteliğinin zilyetlikle edinmeye elverişli yerlerden olup olmadığı, kesin olarak saptanmalıdır. Taşınmazın niteliği konusunda mahkemece komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde yapılacak gözlem de keşif tutanağına geçirilmeli, dinlenecek yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıklarından taşınmazın geçmişte kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı hususunda maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, teknik bilirkişiye taşınmazın keşif sırasında çektirilecek fotoğrafları üzerinde davaya konu bölümlerin sınırları da işaret ettirilmeli, keşfi ve uygulamayı izlemeye elverişli ayrıntılı rapor ve kroki düzenlettirilmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 07.12.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.