Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2009/9089 E. 2010/2112 K. 15.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9089
KARAR NO : 2010/2112
KARAR TARİHİ : 15.03.2010

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 105 ada 15 ve 16 parsel sayılı 6040.53 ve 12185.23 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan, ifraz, taksim, tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 105 ada 15 sayılı parsel davalı …, 105 ada 16 sayılı parsel ise … adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde tapu kaydı ile taşınmazların bir bütün olduğunu ve ifraz edilmediğini ileri sürerek 105 ada 15 ve 16 sayılı parsellerin tapu kaydına göre 3/4 payının adına, 1/4 payının ise davalı adına tescilini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve çekişme konusu 105 ada 15 ve 16 sayılı parsellerin tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, taşınmazların bir bütün halinde aynı özelliği göstermediği, Sulh Hukuk Mahkemesince de aynen taksimin mümkün olmadığına karar verildiği, davalı tarafın daha kıymetsiz bir alanı kullandığı, bu alanın büyüklüğünün tapu kaydındaki 1/4 payını aştığı, zemindeki sınırların çok eskiden beri belirlendiği, rızai taksim yapıldığı ve belirlenen sınırlara göre kullanıldığı kabul edilmek suretiyle karar verilmiş ise de yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmazlara bir bütün halinde uygulanan ve taşınmazlara uyduğu belirlenen 7.12.2004 tarih ve 1 sıra numaralı tapu kaydında 3/4 pay davacı …, 1/4 pay ise davalı … adına kayıtlı bulunmaktadır. Tapu kaydının tedavülleri incelendiğinde Mayıs 317 tarih ve 91 sıra numaralı tapu kaydı … oğlu … adına kayıtlı iken mirasçıları …, …, … ve …’ye kaldığı, mirasçılardan … ve …’in 2/4 payının 18.3.1982 tarih ve 58, 24.3.1983 tarih ve 27 sıra numaralı tapu kayıtları ile satışlar sonucu davalı …’na geçtiği, mirasçı … ve …’nın paylarının kök tapuda müracaatlarına kaldığı, …’nun Sulh Hukuk Mahkemesinde açtığı taksim davası sonucunda aynen taksimin mümkün olmaması nedeniyle taşınmazın satış suretiyle ortaklığın giderilmesine karar verildiği ve ihale sonucu satış suretiyle … ve …’nın paylarının da intikali ile taşınmazın 22.9.1983 tarih ve 36 sıra numaralı tapu kaydı ile tam pay olarak davalı … adına tescil edildiği; … tarafından tapu kaydı ile yapılan satışlar sonucu 28.7.2003 tarih ve 18 sıra numaralı tapu kaydı ile önce 1/2 payı davacı … adına, 07.12.2004 tarih ve 1 sıra numaralı tapu kaydı ile de 3/4 payı davacı … adına tescil edildiği, 1/4 payın davalı … üzerinde kaldığı anlaşılmaktadır. Böylece, öncesinde bir paylaşma yapıldığı ve bu paylaşmaya göre tapuda satış yapıldığının kabulü, mahkemenin ortaklığın satış suretiyle giderilmesine ilişkin kararı ve tüm payların davalıya geçmesi nedeniyle mümkün bulunmamaktadır. Davalı, davacıya kayden pay sattıktan sonra taksim iddiasında bulunduğundan, ispat külfeti sonradan taksime dayanan davalıya düşmektedir. Böylece davalı tarafa varsa 2003 ve 2004 yılından sonra yapılan paylaşmayı ispatlamak için olanak tanınmalı, yapılacak keşifte yerel bilirkişi ve davalı tanıklarından paylaşma hususunda ayrıntılı bilgi alınarak, davacının evini ne sebeple 16 sayılı parsel üzerine yapmış olduğu sorulup saptanmalı; davalı tarafın, davacıya kayden yapılan satış tarihinden sonra aralarında paylaşma yapıldığını kanıtlaması halinde dava reddedilmeli, aksi halde ise çekişmeli her iki parselin tapudaki payları oranında davacı ve davalı adına tesçiline karar verilmelidir. Eksik inceleme ve yanlış değerlendirme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 15.03.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.