YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9195
KARAR NO : 2010/1187
KARAR TARİHİ : 22.02.2010
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 103 ada 64 parsel sayılı 15931 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadimden beri köy halkı tarafından mera olarak kullanılması ve … Kadastro Müdürlüğü Mera Tespit Komisyonu karar ve krokisine göre mera niteliği ile orta malı olarak sınırlandırılmıştır. Davacı …, yasal süresi içinde vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve çekişme konusu 103 ada 46 ve 48 sayılı parsellerin tespit gibi mera niteliği ile orta malı olarak sınırlandırılmasına karar verilmiş: hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın mera olduğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa’nın 141.maddesi ile HUMK.nun 381, 388 ve 389.maddelerine aykırı bir durum yaratır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 10.4.1992 tarih ve 1991/7-1992/4 sayılı Kararı gereğince de gerekçeli kararın tefhim edilen kısa karara uygun olması zorunludur. Somut olayda 103 ada 64 sayılı parsel dava konusu edilmiştir. Tefhim edilen kısa kararda dava konusu 103 ada 64 sayılı parselin mera vasfıyla orta malı olarak sınırlandırılmasına karar verildiği halde gerekçeli kararın hüküm fıkrasında dava konusu olmayan 103 ada 46 ve 48 sayılı parsellerin mera vasfıyla orta malı olarak sınırlandırılmasına karar verilmiştir. Böylece kısa kararda 103 ada 64 sayılı parsel hakkında, gerekçeli kararda 103 ada 46 ve 48 sayılı parsel hakkında hüküm kurularak kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılması usul ve yasaya aykırı bulunduğundan hükmün bu nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, 22.02.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.