Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2009/975 E. 2009/945 K. 23.02.2009 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/975
KARAR NO : 2009/945
KARAR TARİHİ : 23.02.2009

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 103 ada 25 parsel sayılı 12214.84 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz beyanlar hanesinde …’un kullanımında olduğu şerhi verilerek Ağrı Kadastro Müdürlüğü Kadastro Komisyonunun kararına istinaden meradan açıldığı ve zilyetlikle iktisabının mümkün bulunmaması nedeniyle mera vasfı ile orta malı olarak sınırlandırılmıştır. Davacı …, yasal süresi içinde irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulü ile çekişme konusu 103 ada 25 sayılı parselin davacı … adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın mera olmadığı ve davacı yararına 3402 sayılı Yasa’nın 14.maddesinde öngörülen zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Çekişmeli taşınmazın etrafında bulunan komşu 103 ada 16, 17, 23, 24, 49, 50 ve 26 sayılı parsellerin de aynı şekilde meradan açıldığı belirtilerek kamu orta malı niteliğinde mera olarak sınırlandırılmak suretiyle tespit edildiği anlaşılmaktadır. Bu parsellerin sınırında bulunan 103 ada 28 sayılı parsel ise kadim mera olarak kullanılması nedeniyle mera vasfı ile orta malı olarak sınırlandırılmış ve tespiti kesinleşmiştir. Çekişmeli parsel ile çevresini oluşturun mera parselleri arasında doğal ya da yapay nitelikte, ayırıcı unsur olarak sabit bir sınır bulunmamaktadır. Uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor da eylemli durumu doğrulamaktadır. Eylemli duruma aykırı düşen yerel bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilemez. Hal böyle olunca taşınmazın çevresini oluşturan meraya el atılarak kazanıldığının kabulü gerekir. Kural olarak bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukukça bir değer taşımamaktadır. Bu nedenlerle davanın reddine ve taşınmazın tespit gibi 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 16/B maddesi gereğince mera niteliği ile sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilmesi gerekirken delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı Hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 23.02.2009 gününde oybirliğiyle karar verildi.