Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/1487 E. 2010/6187 K. 21.10.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1487
KARAR NO : 2010/6187
KARAR TARİHİ : 21.10.2010

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 101 ada 83 ve 110 ada 305 parsel sayılı 6108.53 ve 3467.76 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … evlatları … ve … adlarına tespit edilmişlerdir. Davacı …, yasal süresi içinde tapu kaydı, haricen pay satın alma, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve çekişmeli parsellerin davacı … adına tesçiline karar verilmiş; hüküm, davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazlar üzerinde davacı yararına edinme koşullarının oluştuğu kabul edilerek karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacının dayanağını oluşturan iskanen oluşmuş tapu kaydı yöntemince mahalline uygulanmamış, davacıya davası ve talebi açıklattırılarak bu yönlerden de araştırma, inceleme ve uygulama yapılmamıştır. Eksik araştırma, inceleme ve uygulama ile karar verilemez. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için; öncelikle davacıdan davası ve talebi sorulup, davanın tapu kaydındaki yüzölçümüne göre adına eksik tespit edilen miktara mı, yoksa çekişmeli taşınmazların tamamına mı yönelik olduğu saptanmalıdır. Bundan sonra, varsa davacının dayanağını oluşturan tapu kaydının oluşumuna esas iskan belgeleri ve iskan haritası dosya içine getirtildikten sonra mahallinde yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşifte, davacının dayanağını oluşturan tapu kaydının 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20. maddesine göre varsa öncelikle fenni sıhhati haiz krokisi uzman fenni bilirkişi yardımıyla mahalline uygulanmalıdır. Dayanak tapu kaydının fenni sıhhati haiz krokisinin bulunmadığının anlaşılması halinde ise, tapu kaydı mevki ve tüm sınırları tek tek okunarak mahalline uygulanmalı; yerel bilirkişi ve tanıklarca gösterilen sınırlar fenni bilirkişiye işaret ettirilmeli ve tapu kaydına okunan sınırları itibariyle kapsam tayin edilmelidir. Çekişmeli taşınmazlar, herhangi bir kayıt uygulanmadan davalılar adlarına tespit edilmişler, aynı şekilde bitişik 101 ada 82 ve 110 ada 306 parsel sayılı taşınmazlar da davacı adına tespit edilmişlerdir. Davacının dayandığı 10.500 m2 yüzölçümündeki tapu kaydı doğu hududunda “… oğlu …” okumaktadır ki davalıların baba adı “…”tır. Mahkemece “… oğlu …” yerinin neresi olduğu ve
davacıya ait yerlerin doğusunda davalılara ait taşınmaz olup olmadığı, varsa ortak sınırın nereden geçtiği; davalılara ait taşınmazların kim tarafından kullanıldığı, davacı tarafından kullanılıp kullanılmadığı, davacı tarafından kullanılıyorsa taraflar arasında herhangi bir akdi ve irsi ilişki bulunup bulunmadığı, varsa davalılara ait olan tapu kaydının hukuki değerini koruyup korumadığı hususları tartışılıp değerlendirilmemiştir. Açıklandığı gibi araştırma, inceleme ve uygulama yapılarak sonucuna göre karar verilmelidir. Kabule göre de, çekişmeli 110 ada 305 parsel sayılı taşınmazın ada numarası yazılmadan, hükmün infazında tereddüt oluşturur şekilde hüküm fıkrası kurulmasında da isabet bulunmamaktadır. Davalı …’in temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 21.10.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.