Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/1558 E. 2010/3906 K. 28.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1558
KARAR NO : 2010/3906
KARAR TARİHİ : 28.05.2010

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tespitinden … dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 102 ada 1, 105 ada 1 ve 106 ada 13 parsel sayılı 82125.97, 74387.48 ve 101187.10 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu belirtilerek ham toprak niteliği ile davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı … ve arkadaşları, yasal süresi içinde tapu kaydı, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, 102 ada 1 parsel sayılı taşınmazın eşit paylarla davacılar … ve …, 105 ada 1 parsel sayılı taşınmazın davacı …, 106 ada 13 parsel sayılı taşınmazın … ve … ile müşterekleri adına tesçiline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacıların dava konusu taşınmazlar üzerinde hak sahibi oldukları kabul edilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Davacı tarafın dayandığı 19.12.1949 tarih ve 204 nolu tapu kaydı değişir sınırlı olup, miktarınca 105 ada 7 sayılı parsele revizyon görmüştür. Yine davacıların dayandığı 1947 tarih ve 46 nolu tapu kaydı da 106 ada 51 sayılı parsele revizyon görmüştür. Her iki tapu kaydı da kaçak ve yitik kişiden metruken Hazine temliki ile oluşmuştur. Mahkemece tapu kayıtlarının haritaları getirtilmemiş ve uygulanmamıştır. Öncelikle tapu kayıtlarının varsa haritaları getirtilmeli, haritaları bulunamadığı takdirde sınırların değişebilir olduğu ve miktarlarınca yerin davacı tarafa bırakıldığı gözetilmelidir. Dava konusu taşınmazların doğu ve güneyinde bulunan taşınmazlar mera olarak kesinleşmiştir. Taşınmazlar mera bütünlüğünü bozucu niteliktedir. Tapu kayıt miktar fazlasının kaçak ve yitik kişiden kalıp kalmadığı araştırılmadığı gibi yapılan mera araştırması da hüküm kurmaya yeterli değildir. Ayrıca taşınmazlar hakkında Kangal Asliye Hukuk Mahkemesinde cereyan eden 1956/33 Esas, 1959/86 Karar sayılı ilam da krokisi itibari ile uygulanmaya çalışılmadığı gibi ilamın hudutlarına göre de bir uygulama yapılmamış, Toprak Tevzi Komisyonunca yapılan çalışma sırasında 105/1 ve 106/13 parsellerin ihtilaflı saha olarak bırakılması esas alınmak sureti ile anılan parseller ilamın konusu kabul edilmiştir. Söz edilen ilamdaki hudutlar 1949 tarih ve 204 nolu tapu kaydına göre belirlenmiştir. Oysa zemindeki 119 ada 94 ila 98 sayılı parsellerin Vahit tarlası olduğu anlaşılmaktadır. 1956/33 Esas, 1959/86 Karar sayılı ilamın krokisinde Vahit tarlası ile Kamışlı Dere arasında gösterilen yaklaşık 500 metre mesafe zeminde bulunmamaktadır. Gerek kuzeydeki yol gerekse güneyde sahibi senet
olarak kabul edilebilecek 106 ada 51 sayılı parsel gözetildiğinde bu haliyle tapu kaydına ve buna dayalı kesin hüküm oluşturan ilama, gösterilen hudutlara göre kapsam tayini mümkün olmamaktadır. Tapu kayıt miktarları kadar yer davacılar adına tescil edilmiştir. Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle komşu parsellere ait tutanaklar ile dayanakları olan kayıtlar tesislerinden itibaren getirtilmeli, dosya tamamlandıktan sonra taşınmazlar başında yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından aynı köyden ve komşu köylerden seçilecek yerel bilirkişilerle, tespit bilirkişileri ve zirai bilirkişiden oluşan bilirkişi kurulu huzuruyla keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında davacıların dayandığı tapu kayıtları yöntemince zemine uygulanmalı, yerel bilirkişilere tapu hudutları zeminde tek tek göstertilmeli, bilinemeyen hudutlar için taraflara tanık dinletme imkanı tanınmalı, uygulamada komşu parsel tutanak ve dayanak kayıtlarından yararlanılmalıdır. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1956/33 Esas 1959/86 Karar sayılı ilamının oluşturduğu kesin hüküm kapsamı belirlenmeye çalışılmalı, belirlenemediği takdirde kesin hüküm miktarınca taşınmazın 105 ada 1 ve 106 ada 13 sayılı parsellerden davacı tarafa bırakılması gerektiği düşünülmeli, kesin hüküm ve tapu kaydının miktar fazlası olan bölüm ile 102 ada 1 sayılı parselin meradan kazanılıp kazanılmadığı üzerinde durulmalı, bu konuda da yöntemince mera araştırması yapılmalıdır. Mera araştırması yapılırken yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazların öncesinin ne olduğu, taşınmazlar üzerinde zilyetliğin bulunup bulunmadığı, varsa hangi tarihte ve ne zaman başladığı, zilyetliğin sürdürülüş biçimi, öncesinin kamu orta malı mera niteliği taşıyıp taşımadığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, zirai bilirkişiden arazinin eğimi, toprak yapısı, komşu parsellerle arasında ayırıcı unsurların bulunup bulunmadığı, bitki örtüsü, öncesinin kamu orta malı niteliğinde mera olup olmadığı ile ilgili çekişmeli taşınmazlar ile komşu parselleri mukayeseli olarak değerlendiren ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, fotoğrafçı bilirkişi tarafından taşınmazları tüm yönleriyle gösterecek fotoğraflar çekilmeli ve fen bilirkişisinden keşfi ve uygulamayı izlemeye elverişli rapor alınmalı ve fotoğraflar üzerinde çekişmeli taşınmazlar işaretlettirilmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 28.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.