YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1610
KARAR NO : 2010/6880
KARAR TARİHİ : 25.11.2010
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 195 ada 1 ve 196 ada 1 parsel sayılı 4070,86 ve 2172,15 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde taşınmazların eşi tarafından kendisine bağışlandığı iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile davacı adına tesçillerine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazların maliki olan … tarafından geçerli bağış senedi ile davacıya bağışlandıkları kabul edilmek sureti ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Davacı delil olarak 30.11.1979 tarihli hibe senedine dayanmıştır. senette taşınmazın zilyetliğinin de devredildiği belirtilmiş olup keşifte dinlenen bilirkişi ve tanıklar taşınmazların …’ın ölümünden sonra mirasçılarına intikal ettiğini, mirasçılar arasında taksim yapılmadığını, ancak taşınmazları davalı …’ın fiilen zilyet ve tasarrufunda bulundurduğunu beyan etmişlerdir. Mahkemece davacı tarafından delil olarak sunulan bağış senedindeki tanıklar dinlenerek bağış tarihinde zilyetliğin de davacıya devredilip devredilmediği araştırılmaksızın eksik inceleme ile karar verilmiştir. Doğru sonuca varılabilmesi için; dinlenmeyen tespit bilirkişileri ve yaşıyor olmaları halinde davacı tarafından sunulan senette imzası bulunan tanıklar ile köy muhtarı ve dinlenmeyen aza katılımı ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında, tespit bilirkişileri ve senet tanıklarından 30.11.1979 tarihinde düzenlenen bağış senedinden sonra zilyetliğin davacıya devredilip devredilmediği, zilyetliğin hangi tarihten beri ve ne şekilde kim tarafından sürdürüldüğü maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beraberce götürülecek teknik bilirkişiye keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davalının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 25.11.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.