Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/1633 E. 2010/3853 K. 27.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1633
KARAR NO : 2010/3853
KARAR TARİHİ : 27.05.2010

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tespitinden … dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 975 ada 1 parsel sayılı 10341.64 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı, pay satın alma, ifraz, hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … … oğlu … adına; 975 ada 2 parsel sayılı 9533.22 m2 yüzölçümündeki taşınmaz aynı nedenlerle … … oğlu … adına ve 975 ada 3 parsel sayılı 11234.39 m2 yüzölçümündeki taşınmaz aynı nedenlerle … … oğlu … adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine temsilcisi, yasal süresi içinde Toprak Tevzi Komisyonu çalışmaları sonucunda oluşmuş tapu kaydına dayanarak ayrı ayrı dava açmıştır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve çekişmeli taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazların tamamı üzerinde davalılar yararına edinme koşullarının oluştuğu kabul edilmek suretiyle Hazinenin davasının reddine karar verilmişse de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davalıların dayanağını oluşturan tapu kaydı 1949 yılında tapu komisyonu kararı ile, davacı Hazinenin dayanağını oluşturan tapu kaydı ise 1964 yılında Toprak Tevzi Komisyonu çalışmaları sonucunda oluşmuştur. Mahkemece mahallinde yapılan keşifte davalıların dayanağını oluşturan tapu kaydının kuzey ile doğu sınırlarında kayma olduğundan aralarında değiştirilerek uygulanması halinde çekişmeli taşınmazları kapsayacağı bildirilip, uzman fen bilirkişi tarafından bu şekilde işaretleme yapılmışsa da, dosya içinde bulunan komşu, aynı ada 4, 6 ve 11 parsellere ait kadastro tutanağı örnekleri ile dayanak kayıtları bilirkişi ve tanık sözlerini doğrulamamaktadır. Öyle ki, komşu, aynı ada 6 parsel sayılı taşınmaza uygulanmış olan tapu kaydı 1949 tarihinde Serhenk oğlu … … adına; komşu 4 parsel sayılı taşınmaza uygulanmış olan tapu kaydı 1949 yılında … oğlu … …, karısı …, oğlu …, … karısı … ile … oğulları … ve … adına; 11 parsele uygulanmış olan tapu kaydı ise 1964 yılında toprak tevzi çalışmaları sonucunda oluşturmuştur. Bu durumda dayanak tapu kaydının hudutlarında okunan “… oğlu …”ve “… oğlu …” yerlerinin tespiti komşu parsellere uygulanmış tutanak örnekleri ve dayanaklarını oluşturan kayıtlarla doğrulanamamaktadır. Bölgede çalışma yapan Toprak Tevzi Komisyonu tarafından davalı tarafın dayanağını oluşturan tapu kaydı değişebilir sınırlı kabul edilerek, kayıt miktar fazlası bölüm için Hazine adına tapu kaydı oluşturulmuştur. Çekişmeli taşınmazların batı ve güney yönlerinde bulunan yollar, bu yolların devamındaki taşınmazlara uygulanmış kayıtlarca da yol olarak okunmuş olmaları nedeniyle, sabit hale gelmiştir. Bu nedenle dayanak tapu kaydının kuzey ve doğu sınırlarında gösterilen sınırların belirlenmesi, bu kaydın değişebilir veya sabit sınırlı olup olmadığını belirlemek yönünden önem taşımaktadır. Yetersiz araştırma, inceleme ve uygulama ile karar verilemez. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için mahallinde yerel bilirkişiler, sağ olan tespit bilirkişileri ve sağ olan belirtmelik bilirkişileri ile taraf tanıkları ve uzman fen bilirkişi hazır olduğu halde yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşifte, Hazine’nin dayanağını oluşturan tapu kaydının toprak tevzi komisyonu çalışmaları sonucunda oluşmuş olması ve uygulanabilir haritasının bulunması nedeniyle kapsamı, haritası uygulanmak suretiyle belirlenmeli, davalıların dayanağını oluşturan tapu kaydı ise mevki ve sınırları tek tek okunmak suretiyle mahalline uygulanmalı, gösterilen sınırlar uzman fen bilirkişisine işaret ettirilmeli, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsellere ait tutanak örnekleri ve dayanakları kayıtlarla denetlenmeli, tapu kaydının çekişmeli taşınmazları sabit sınırlarla kapsadığının belirlenmesi halinde davalıların tapusunun oluşum tarihi olan 1949 yılından Hazine tapusunun oluşum tarihi olan 1964 yılına kadar 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmamış olması nedeniyle kayıt miktar fazlasının kazanılamayacağı göz önünde bulundurularak, toplanıp, değerlendirilecek delillerle ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 27.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.