Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/3295 E. 2010/3490 K. 03.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3295
KARAR NO : 2010/3490
KARAR TARİHİ : 03.05.2010

MAHKEMESİ :AĞIR CEZA MAHKEMESİ

Ödeme şartını ihlal eyleminden borçlu …’ın beraatine dair, İstanbul 1.İcra Mahkemesinin 9.12.2009 tarihli ve 2009/373-566 sayılı kararına yönelik itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına, borçlunun 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 340.maddesi uyarınca 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına ilişkin İstanbul 5.Ağır Ceza Mahkemesinin 28.12.2009 tarihli ve 2009/1169 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya aleyhine Adalet Bakanlığından verilen 6.4.2010 gün ve 21250 sayılı kanun yararına bozma talebini içeren Yargıtay C.Başsavcılığının 16.4.2010 gün ve K.Y.B.2010/88429 sayılı tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle incelendi,
Tebliğname ile;
8.5.2009 tarihinde yapılan ödeme dikkate alınmaksızın hesaplanan dosya borcu üzerinden yapılan ödeme taahhüdünün, borcu gerçek olarak yansıtmadığı ve geçerli kabul edilemeyeceğinden itirazın reddi yerine kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemekle, anılan hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca bozulması gereğine işaret edilmiştir.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Dosya kapsamına göre; borçlu hakkında 13/11.2008 tarihinde 42.372,13 TL’nin tahsili amacıyla icra takibine başlandığı, taahhüt tarihinden önce 8/5/2009 tarihinde 11.750.00 TL’nın icra marifetiyle tahsil edildiği, 2/6/2009 tarihinde icra memuru huzurunda, alacaklı vekilinin kabulüyle düzenlenen taahhüt tutanağında, “… Alacaklı vekili söz alarak; dosya borcu 40.000,00 TL asıl alacak 11.020.00 TL işlemiş faiz, 4.778,00 TL vekalet ücreti, 3.050,00 TL tahsil harcı, 2.000,00 TL çek tazminatı, 1.600,00 icra masrafları olmak üzere toplam 62.448,00 TL’dir dedi. Borçlulardan … söz alarak, alacaklı vekilinin vermiş olduğu dosya hesabını aynen kabul ediyorum ve bu dosya borcunun 10.000,00 TL’nı 05/07/2009’da, 10.000,00 TL’nı 05.08.2009’da, 10.000,00 TL’nı 05/09/2009 tarihinde, 05/10/2009 tarihinde 10.000,00 TL’nı, 05/11/2009 tarihinde 10.000,00 TL’nı kalan bakiye olan 12.448,00 TL’sını da 05/12/2009’da ödemeyi kabul ve taahhüt ediyorum dedi…” biçiminde taahhüt işleminin yapıldığı anlaşılmaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 9/1/2001 tarih, 2001/16-181 esas ve 2001/200 sayılı kararında da belirtildiği üzere, taahhüdü ihlal suçunun oluşması için ödeme taahhüdünde borçlu tarafından ödenecek toplam miktarın rakamsal olarak açıkça gösterilmesi ve tarafların bu miktar üzerinde icap ve kabulde bulunmaları zorunludur. Bu miktar belirlenmediğinde borçlunun hangi miktar için taahhütte bulunduğu, bu taahhüdün kabulünün hangi miktarın nazara alınarak yapıldığı kuşkuya yer vermeksizin saptanamayacağından, ödeme koşulunun ihlali halinde cezai sorumluluk doğmayacaktır.
Somut olaya dönüldüğünde, borçlu taahhütte bulunduğu miktarı ve hangi tarihte ne kadar ödeyeceğini hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirtmiştir. Borcunun bir kısmını taahhütten önce ödemiş olması ve bu miktarın taahhüt bedelinden düşülmemesi taahhüdü geçersiz hale getirmeyecektir. Ceza Genel Kurulunun yukarıda sözü edilen kararında da açıklandığı üzere, ödeme taahhüdünde borçlu tarafından ödenecek toplam miktarın rakamsal olarak gösterilmiş olması ve tarafların bu miktar üzerinde icap ve kabulde bulunmuş olmaları yeterlidir.
Bu itibarla Yargıtay C.Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname yerinde görülmediğinden REDDİNE, dosyanın Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Başsavcılığına tevdiine , 03.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.