YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3384
KARAR NO : 2010/3913
KARAR TARİHİ : 28.05.2010
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden … dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 102 ada 810 parsel sayılı 418.339.542 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak sureti ile tespit edilmiştir. Davacı … tarafından davalı Köy Tüzel Kişiliği aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde ve davacı … tarafından davalı Hazine ve Mera tespit komisyonu aleyhine Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan mera tespit ve tahsisine itiraz davası davaya konu olan parseller hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle görevsizlik kararı verilerek Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinde çekişmeli parsel tutanakları ile dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; davacılar tarafından açılan davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın bilirkişi rapor ve krokisinde (A) ve (B) harfleri ile gösterilen bölümlerinin davacı … adına, (C) harfi ile gösterilen bölümünün davacı … adına tesciline, geri kalan bölümünün mera olarak sınırlandırılarak özel siciline yazılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, 102 ada 810 parsel sayılı taşınmazın davacılar … ve … tarafından dava konusu edilen (A), (B) ve (C) harfleri ile gösterilen bölümlerinin tarım arazisi olduğu ve davacılar lehine zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Davacı … tarafından açılan davanın Sulh Hukuk Mahkemesindeki yargılaması sırasında yapılan keşif sonucu düzenlenen zirai bilirkişi raporunda taşınmaz üzerinde uzun zamandır zirai faaliyet yapılmadığı, arazinin sonradan tarıma açıldığı, kadastro mahkemesince alınan zirai bilirkişi raporunda ise taşınmaz üzerinde uzun zamandan beri tarım yapıldığına dair emareler bulunduğu belirtilerek her iki rapor arasında çelişki oluşmuş ancak mahkemece bu çelişki giderilmemiştir. Ayrıca zirai bilirkişi raporunda taşınmaz ile mera arasında doğal ya da yapay sınır, ayırıcı sınır olup olmadığı belirtilmediği gibi, komşu taşınmazlar ile birlikte mukayese eder nitelikte ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmamıştır. Sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için, taşınmaz başında yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek 3 kişilik yerel bilirkişi ile aynı yöneteme göre belirlenecek zilyetlik tanıkları ve 3 kişilik zirai bilirkişi kurulu huzuruyla keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dinlenilecek yansız bilirkişiler ve tespit bilirkişilerinden taşınmazın öncesinin ne olduğu, taşınmaz üzerinde zilyetliğin bulunup bulunmadığı, varsa hangi tarihte ve ne zaman başladığı, zilyetliğin sürdürülüş biçimi, kimden kime ve nasıl intikal ettiği, öncesinin kamu orta malı mera niteliği taşıyıp taşımadığı ve çevresinde kamu orta malı mera bulunup bulunmadığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, zirai bilirkişi kurulundan arazinin eğimi, toprak yapısı, komşu parsellerle arasında doğal ya da yapay sınır veya ayırıcı unsurların bulunup bulunmadığı, bitki örtüsü, öncesinin kamu orta malı niteliğinde mera olup olmadığı ile ilgili çekişmeli taşınmaz ile komşu parselleri mukayeseli olarak değerlendiren, bozmadan önce alınan zirai bilirkişi raporlarını da irdeleyen ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, fen bilirkişisinden de keşfi ve uygulamayı izlemeye elverişli rapor alınmalı ve taşınmazı tüm yönleriyle gösterecek şekilde çekilen fotoğraflar üzerinde çekişmeli taşınmaz işaretlettirilmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş olması isabetsiz olup, davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 28.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.