Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/3465 E. 2011/1714 K. 04.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3465
KARAR NO : 2011/1714
KARAR TARİHİ : 04.04.2011

MAHKEMESİ : … KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında … ada …, …, …, …, … ve … ada …, … ve … parsel sayılı 6.019,682, 1.278,499, 1.471,931, 2.528,419, 1.072,425, 2.921,418, 1.668,476 ve 1.791,694 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, vergi kaydı, satın alma, ifraz, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar … ve arkadaşları adına tespit edilmiştir. Davacı F.. Y.., tapu kaydına ve miras yolu ile gelen hakka dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, çekişmeli parsellerin tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı F.. Y.. tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece; çekişmeli parsellerin, tespitlerinin dayanağı olan vergi kaydı maliklerinin yaptıkları taksim sonucu kayıt maliklerine düştüğü, davalı tarafın vergi kayıt malikleri ile mirasçılarından taşınmazları satın aldığı, davacının da 01.10.1975 tarihli senet ile payını sattığı, taşınmazların davalıların kullanımında olduğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacı, taşınmazların dedesi …’dan babası …’e intikal ettiğini belirterek tapu kaydına ve ayrıca, davalıların da taraf olduğu Asliye Hukuk Mahkemesinin 1986/194 Esas, 1987/211 Karar sayılı mahkeme ilamına dayanmıştır. Mahkemece davacı tarafın dayanağı olan Şubat 1981 tarih 19 nolu tapu kaydı, tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte getirtilerek Asliye Hukuk Mahkemesindeki yüzölçümü artırılması davası ile tapu kaydının haritaya bağlandığı göz önüne alınmak suretiyle kaydın kapsamı ve çekişmeli taşınmazların tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığı 3402 sayılı Yasa’nın 20/A maddesi uyarınca haritası uygulanarak belirlenmemiş; davacının bildirdiği tanıkların bir kısmı dinlenmemiş, bir kısmı ise duruşma sırasında dinlenmiştir. Davacı …, tespit dayanağı olan vergi kaydı maliklerinin ortak kök murisi …in torunu olan …’un eşi olduğu gibi, ayrıca davacının dayanağı olan tapu kaydı maliklerinden olan … oğlu …’ın da torunudur. Buna göre davacı, hem dedesi … hem de eşi … nedeniyle miras payı sahibidir. Dosyada mevcut olan 01.10.1975 tarihli senet, davacının, kocası …’ten gelen miras payının davalılardan … ve …’e satışına ilişkin olup, sadece senet tanıklarından köy muhtarının senet içeriğini doğrulayan,
talimatla alınan beyanı ile yetinilmiştir. Doğru sonuca varılabilmesi için mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişi kurulu, tarafların gösterdikleri ve gösterecekleri tanıklar, önceden dinlenen yerel bilirkişi ve tanıkların katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında davacı tarafın dayanağı olan ve yüzölçümünün arttırılmasına ilişkin ilam ile haritaya bağlanan tapu kaydının kapsamı, haritası uygulanmak suretiyle belirlenmeli; ilamın, taraf olmaları nedeniyle davalı tarafı bağlayıp bağlamayacağı tartışılmalı, yapılan yargılama sırasında taşınmazların tapu kaydı kapsamında kaldığının saptanması halinde davacının, hem dedesi …, hem de kocası …’ten dolayı paydaş olduğu nazara alınmalıdır. Taşınmazların kısmen ya da tamamen tapu kaydının kapsamı dışında kalması halinde, davalı tarafın taşınmazların davacının kök murisi İbrahim’den geldiğini iddia ettikleri de nazara alınarak, taşınmazların öncesinin kime ait olduğu belirlenmeli, muris İbrahim’den geldiğinin anlaşılması halinde ise mirasçılarının kimler olduğu, davacı ile davalı taraf arasında irsi ilişki olup olmadığı belirlenmelidir. Taraflar arasında mirasçılık ilişkisi olduğu anlaşıldığında davacı … payının … ya da miras bırakanları tarafından davalı tarafa satılıp satılmadığı araştırılmalı, bu konuda davacı tarafın dinlenmeyen tanığı … ile duruşmada dinlenen tanıkları ve davalı tarafın duruşmada dinlenen tanıkları taşınmazın başında dinlenmeli, gerektiğinde tespit bilirkişileri de tanık sıfatıyla dinlenmek suretiyle tarafların iddia ve savunmaları tartışılmalı, pay satışının varlığı kanıtlanamadığı takdirde, mirasçılar arasında iştirak hükümlerinin geçerli olduğu hallerde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğinin işlemeyeceği de nazara alınarak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece, bu yönler göz ardı edilerek eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 04.04.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.