Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/365 E. 2010/2281 K. 22.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/365
KARAR NO : 2010/2281
KARAR TARİHİ : 22.03.2010

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 879 ada 8 ve 1039 ada 14 parsel sayılı 10335.08 ve 62730.49 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan, 879 ada 8 sayılı parsel 4753 sayılı Yasa ile oluşan tapu kaydı nedeniyle Hazine adına, 1039 ada 14 sayılı parsel ise Hazine adına 4753 sayılı yasa ile oluşan tapu kaydının kapsamında olmakla beraber, kaydın tesisine dek zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleşmiş olması nedeniyle eşit paylarla … ve … adlarına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, yasal süresi içinde tapu kaydına dayanarak 1039 ada 14 sayılı parsel hakkında, davacı … ise, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak 879 ada 8 sayılı parsel hakkında ayrı ayrı dava açmışlardır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davacı Hazinenin davasının reddine,diğer davacının davasının kabulü ile çekişme konusu 1039 ada 14 sayılı parselin tespit gibi … ve … adına, 879 ada 8 sayılı parselin ise … adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı (karşı davalı) Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun bulunan 1039 ada 14 sayılı parsele ilişkin hükmün ONANMASINA,
2- Çekişme konusu 879 ada 8 sayılı parsele yönelik temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece taşınmazın Hazine tapusunun tesisinden geriye doğru 20 yılı aşkın süre ile davalı … ve satıcılarının zilyetliğinde olduğu ve yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 46/1 ve 14. maddesinde öngörülen şartların gerçekleştiği; taşınmazın, sınırında bulunan meraya herhangi bir tecavüzünün bulunmadığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli parselin sınırında bulunan ve Toprak Tevzi Komisyonunun 1899 sayılı mera parseli olan taşınmaz, kadastro tespiti sırasında 879 ada 28 sayılı parsel altında mera niteliği ile orta malı olarak sınırlandırılmıştır. Toprak Tevzi Komisyonu çalışmaları sırasında taşınmaz hakkında belirtmelik tutanağı düzenlenmemiş, tablendikatifte ve belirtmelik haritasında 1844 no’da Hazine adına belirtilmek suretiyle 02.01.1964 tarih ve 417 sıra numaralı tapu kaydı oluşturulmuştur. Çekişmeli taşınmazın tespit tutanağının edinme sebebinde Toprak Tevzi Komisyonca meradan açma yer olarak Hazine adına tapuya tescil edildiği belirtilmiştir. Mahkemece taşınmazın sınırında bulunan ve davalı olduğu anlaşılan mera parselinin kadim mera olup olmadığı, taşınmaz ile arasında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı araştırılmamış, tek kişilik ziraat bilirkişisinin soyut raporu ile yetinilerek çekişmeli taşınmazın meradan açma olup olmadığı üzerinde durulmamış, 3 kişilik ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulundan ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmamıştır. Meraya ilişkin uyuşmazlıklarda yerel bilirkişi ve tanıkların komşu köylerden seçilerek dinlenmesi gerektiği halde yerel bilirkişi ve tanıkların aynı yerden dinlenmiş olması da doğru değildir. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle taşınmazın etrafındaki tüm parsellerin kadastro tespit tutanaklarının onaylı örnekleri ve dayanağını oluşturan kayıtlar ile tespitleri kesinleşmiş ise kadastro sonucu oluşan tapu kayıtları, Toprak Tevzi Komisyonunun 1844 sayılı parseline ilişkin neden belirtmelik tutanağı düzenlenmediği, ne sebeple tablendikatifte Hazine adına belirtildiği sorularak alınacak cevap ve buna ilişkin tüm dayanak belgeler getirtilerek dosya tamamlandıktan sonra mahallinde tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan, komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerle, aynı yönteme göre tespit edilecek taraf tanıkları, tespit bilirkişileri ve 3 kişilik ziraat mühendisleri kurulu huzuruyla keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında Hazine adına oluşan tapu kaydı ile Toprak Tevzi Komisyonunca düzenlenen haritalar, kadastro paftası ile çakıştırılmak suretiyle yerel bilirkişiler yardımı ile fen bilirkişisi eli ile uygulanmalı, kapsamları belirlenmeli, fen bilirkişisinden uygulamayı kroki üzerinde gösterir rapor alınmalı, dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, hangi tarihten beri ve ne şekilde, kim ve kimler tarafından kullanıldığı, kullanmanın ekonomik amacına uygun olup olmadığı, taşınmazın sınırında bulunan mera parselinin kadim mera olup olmadığı, taşınmazın mera parselinden açılıp açılmadığı, mera parselinden ne surette ayrıldığı, arada doğal ya da yapay ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı hususları etraflıca sorulup saptanmalı, bilirkişi ve tanık beyanları komşu parsellerin tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, beyanlar arasında doğabilecek çelişkiler giderilmeli, tespite aykırı sonuçlara ulaşılması halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenmek suretiyle aykırılığın giderilmesine çalışılmalıdır. Keşfe katılacak 3 kişilik uzman ziraat bilirkişi kurulundan, önceki keşif sonucu dosyaya ibraz edilen ziraat bilirkişi raporundaki bulguları da değerlendirebilecek biçimde çekişmeli taşınmazın niteliği, toprak yapısı, komşu taşınmazlara göre arz ettiği özellikler ve taşınmaz ile komşu mera parseli arasında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı, mera olarak sınırlandırılan komşu parselin mera niteliğinde bulunup bulunmadığı, mera bütünlüğünün bozulup bozulmadığı hususunda bilimsel verilere dayalı ayrıntılı rapor alınmalı; taşınmazın keşif sırasında çektirilecek fotoğrafları da rapora eklenmeli, uzman fen bilirkişisine keşfi takibe imkan verir ve toprak tevzi paftaları ile kadastro paftalarının çakıştırmalı şekilde uygulanmasını, kroki üzerinde gösteren rapor düzenlettirilmeli, 879 ada 28 sayılı mera parseline ilişkin dava dosyasındaki inceleme ve ibraz edilen teknik bilirkişi raporları da gözönüne alınmalı, ondan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar yerine getirtilmeksizin, eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş olması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 22.03.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.