Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/380 E. 2010/3955 K. 31.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/380
KARAR NO : 2010/3955
KARAR TARİHİ : 31.05.2010

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tespitinden … dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 467 ada 78 ve 79 parsel sayılı 668,94 ve 665,63 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan, 467 ada 78 sayılı parsel …, 467 ada 79 sayılı parsel … adına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve çekişmeli parsellerin tespit gibi tesçiline karar verilmiş; hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacının dayanağı olan tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmazlara uymadığı, taşınmazlar üzerinde davacının zilyetliği de olmadığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hükme yeterli bulunmamaktadır. Mahkemece tespite esas olan tapu kayıtları tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte getirtilip mahalline uygulanmamış, taşınmazların başında yapılan keşif sırasında davaya konu taşınmazların uzun süredir davalı tarafça kullanıldığı ifade edilmiş olmasına rağmen, davacının dayandığı tapu kayıtlarının geldisi olan 1289 yoklama tarih 774 nolu tapu kaydının intikalleri ve maliklerinin ölüm tarihi ve kullanım durumu nazara alındığında kaydın hukuki kıymetini kaybedip kaybetmeyeceği, zilyet olan kişiler yararına 3402 sayılı Kanun’un 13/B-c maddesinde öngörülen şartların oluşup oluşmadığı araştırılıp tartışılmadan hüküm kurulmuştur. Sağlıklı sonuca varılabilmesi için; öncelikle davacının dayanağını oluşturan tapu kayıtları tesisinden itibaren tüm tedavülleri ve varsa haritaları ile birlikte getirtilip dosyaya konulmalı, dosya tamamlandıktan sonra mahallinde keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında dayanılan tapu kayıtları okunup bu kayıtlardaki sınırların, özellikle “… Bey” yerinin neresi olduğu sorularak yerel bilirkişilerce göstertilmeli ve teknik bilirkişiye bu hudutlar krokide işaret ettirilmelidir. Kayıtlarda yazılı olup yerel bilirkişiler tarafından gösterilemeyen sınırların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı ve bu suretle dayanılan tapu kayıtlarının kapsamı duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmelidir. Arazi başında dinlenilecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, etraflıca sorulmalı ve bilirkişi ve tanıklardan maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, davacının dayandığı tapu kayıtlarının hukuki kıymetini kaybedip kaybetmediği hususu üzerinde durulmalı, bilirkişi ve tanık sözlerinin gerçeğe uygunluğu komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, beraberde götürülecek teknik bilirkişiye uygulanan tapu kayıtlarının kapsamını belirtir ve keşfi takibe imkan verir nitelikte kroki ve rapor düzenlettirilmeli, yargılama sırasında toplanan delillerin tutanakların edinme sebebine aykırı düşmesi halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatı ile dinlenilip aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece belirtilen şekilde araştırma ve inceleme yapılmaması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 31.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

… …