YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4940
KARAR NO : 2010/4585
KARAR TARİHİ : 28.06.2010
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 126 ada 2 ve 149 ada 15 parsel sayılı 37007.92 ve 25649.67 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, 4753 sayılı Yasa ile oluşan tapu kaydı nedeniyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde imar-ihya, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulü ile çekişme konusu 149 ada 15 sayılı parselin davacı … adına, 126 ada 2 sayılı parselin de tespit gibi Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm davacı … ve davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan 126 ada 2 sayılı parsele ilişkin hükmün ONANMASINA,
2- Çekişme konusu 149 ada 15 sayılı parsele yönelik Hazinenin temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece, çekişmeli taşınmaz hakkında davacı taraf lehine 3402 sayılı Yasa’nın 46/1. ve 14.maddesinde öngörülen şatların gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmaz hakkında Toprak Tevzi Komisyonunca yapılan çalışmalar sırasında 261 nolu belirtmelik parseli olarak 1948 tarih ve 139 tahrir nolu vergi kaydı uygulanarak sahiplerinin zilyet bulunduğu belirtildiği halde Hazine adına 2.12.1964 tarih ve 103 sıra numaralı tapu kaydı oluşturulmuştur. Taşınmazın batısında bulunan 149 ada 37 sayılı parsel ve güneyden komşu … Köyü’nün 109 ada 30 sayılı parseli mera niteliği ile orta malı olarak sınırlandırılandırılmış ve tespitleri kesinleşmiştir. Keşif sonucu ibraz edilen fen bilirkişi raporunda taşınmazın belirtmelik tutanağının 261 parseli yanında kısmen 260 ve 262 sayılı parseline de isabet ettiği belirtildiği halde 260 ve 262 belirtmelik parsellerine revizyon gören kayıtlar ve toprak tevzi ile oluşan tapu kayıtları getirtilerek uygulanmamıştır. Taşınmaza komşu 149 ada 14, 16, ve 17 sayılı parsellerin de aynı nedenle davalı olduğu ve kesinleşmediği anlaşılmaktadır. Mera yönünden araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Meraya ilişkin uyuşmazlıklarda yerel bilirkişi ve tanıkların komşu köylerden dinlenmesi gerektiği halde aynı köyden yerel bilirkişi ve tanık dinlenmesi doğru görülmemiştir. Keşif sonrası ibraz edilen ziraatçi bilirkişi raporu da yeterli olmayıp taşınmazın etrafındaki mera parselleri ile arada ne şekilde sabit ve ayırıcı unsur niteliği taşıyan sınır bulunduğu anlaşılamamaktadır. Mahkeme gözlemi ile ziraatçi bilirkişi raporu
ve taşınmazın fotoğrafları çelişkili olduğu halde çelişki giderilmeden hüküm kurulmuştur. Belirtmelikte uygulanan vergi kaydı istenildiği halde kaydın bulunamadığı bildirilmiştir. Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle yeniden belirtmelik tutanağında uygulanan kayıtlar bulunabilecekleri yerden istenilerek getirtilmeli, mahallinde taşınmazın bulunduğu köye komşu köylerden seçilecek, yöreyi iyi bilen, yaşlı ve yansız yerel bilirkişiler ve aynı yöntemle gösterilecek taraf tanıkları, tüm tespit bilirkişileri, sağ olan belirtmelik bilirkişileri, uzman fen bilirkişi ve üç kişilik ziraatçi bilirkişi kurulu katılımı ile keşif yapılmalı, yapılacak keşifte belirtmelik haritaları ile kadastro paftası ölçekleri eşitlenerek ve çakıştırılmak suretiyle zemine uygulanmalı, belirtmelik parseline uygulanan kayıtlar ile bu parsellere ilişkin 4753 sayılı Yasa ile oluşan tapu kayıtları getirtilerek yerel bilirkişi yardımı ile uygulanarak kapsamları kesin olarak tespit edilmeli, yerel bilirkişi ve taraf tanıkları ve belirtmelik bilirkişilerinden taşınmazın, öncesi bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel bir biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı, etrafında bulunan 149 ada 37 ve … Köyü’nün 109 ada 30 sayılı mera parselleri ile arada ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı, taşınmazın meradan elde edilip edilmediği sorulup saptanmalı, taşınmazın kamu orta malı mera niteliğinde olduğunun anlaşılması halinde, bu nitelikteki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımadığı göz önünde tutulmalı, çekişmeli taşınmazın kamu orta malı mera olmadığının anlaşılması halinde yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında olaylara dayalı bilgi alınmalı, beyanlar komşu parsellerin tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, yerel bilirkişi ve tanıkların beyanlarının tespit tutanağı iktisap sütununda yazılı beyanlar ile çelişmesi halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatı ile dinlenilerek çelişkinin giderilmesine çalışılmalı, ziraat bilirkişi kurulundan taşınmaz ile etrafındaki mera parseli arasında doğal ya da yapay sınır bulunup bulunmadığı, meraya doğru genişlemenin mümkün olup olmadığı ve taşınmazın meradan elde edilip edilmediği, taşınmazın toprak yapısı, niteliği ve meyil durumu hakkında dıştan komşu taşınmazların toprak yapısı ile karşılaştırmalı biçimde ayrıntılı ve bilimsel verilere dayalı, önceki rapor ile gözlem arasındaki çelişkiyi giderir şekilde rapor alınmalı, uzman bilirkişi fen memurundan belirtmelik haritasının ve belirtmelikte uygulanan kayıtların ve Hazine tapusunun zemine çakıştırılarak uygulanmasını gösterir keşfi izlemeye elverişli rapor alınmalı, aynı adada bulunan ve aynı şekilde davalı bulunan taşınmazlar ile ilgili hüküm bu parseli de etkileyeceğinden, komşu parsellerin dava dosyasında alınan rapor ve toplanan deliller ile aynı şekilde davalı bulunan komşu parsellerin kesinleşme durumları da göz önünde bulundurulmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmiş olması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğunda kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 28.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.