Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/5041 E. 2010/4643 K. 29.06.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5041
KARAR NO : 2010/4643
KARAR TARİHİ : 29.06.2010

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle; “Tarafların dayanağını oluşturan tapu kayıtları ile tespitte uygulanan tüm tapu kayıtlarının tesislerinden itibaren tüm tedavülleri ile getirtilip yöntemince uygulanması, davacı tarafın davalı tarafa icar bedeli ödeyip ödemediği ile ödendiyse hangi tarihe kadar ödendiğinin araştırılması, taşınmazlar üzerindeki zilyetliğin sürdürülüş biçiminin ve süresinin belirlenmesi, tarafların dayandıkları tapu kayıtlarındaki maliklerin ölüm tarihi ve kullanma durumu nazara alınarak tapu kayıtlarının hukuki kıymetlerini kaybedip kaybetmediklerinin araştırılması” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda çekişmeli taşınmazların payları oranında davacı ve davalılar adlarına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … … ve müşterekleri vekili ile davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, göre davalı … vekilinin 13 ve 27 parsel sayılı taşınmazlara yönelik tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,
2- Davacı … … ve müştereklerinin temyiz itirazlarına gelince; Mahkemece çekişmeli taşınmazların davacının dayanağı olan tapu kaydının kapsamında kaldıkları, davalı tarafın icar ilişkisini kanıtlayamadığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; mahkemece yapılan inceleme karar için yeterli bulunmamaktadır. Davacı tarafın dayandığı tapu kaydının çekişmeli taşınmazları kapsadığı, çekişmeli taşınmazların davacı tarafın malik sıfatıyla zilyetliğinde olduğu, davacı tarafın zilyetliğinin icar ilişkisine dayandığının kanıtlanamadığı, 1955 yılından sonra gezek usülüne son verilmesi ile davacı tarafın müstakil malik haline geldiği mahkemenin kabulünde olduğu gibi, yapılan keşif ve alınan mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarından da anlaşılmaktadır. Mahkemenin kabulüne ve tüm dosya kapsamına rağmen çekişmeli taşınmazlarla ilgili olarak davalı tarafa pay verilmesinde isabet bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, davanın kabulü ile çekişmeli taşınmazların tamamının davacılar adlarına payları oranında tesciline karar vermek gerekirken, yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle çekişmeli 13 ve 27 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili hükmün BOZULMASINA, 29.06.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.