Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/644 E. 2010/2501 K. 25.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/644
KARAR NO : 2010/2501
KARAR TARİHİ : 25.03.2010

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında genel kadastro ile oluşan tapunun, tapu kaydına dayanarak açılan iptali davası sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Kadastro sırasında 278 ve 1055 parsel sayılı 940 ve 7470 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, dava dışı 1148 parsele uygulanan tapu kaydının miktar fazlası olmaları nedeniyle tutanakların beyanlar hanesine “…’ın işgalindedir” şeklinde şerh verilerek Hazine adına tespit ve 02.07.2000 tarihinde tescil edilmiştir. Davacı … vekili, 16.02.2002 tarihli dava dilekçesi ile tapu kaydına, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak Hazine adına oluşan tapu kaydının iptali ve taşınmazın adına tescili istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve dava konusu taşınmazlar üzerindeki muhdesatların davacıya aidiyetinin tespiti ile taşınmazların beyanlar hanesine gösterilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacının dayanağını oluşturan tapu kayıtlarının zeytin tapuları olduğu ve taşınmazların uzun süredir kullanılmadığı kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacı tarafın dayanağını oluşturan kayıtlardan 21.03.1966 tarih 18 ve 19 numaralı tapu kayıtlarının geldi kaydı ise 03.04.1935 tarihinde 1148 parsele uygulanan tapu kaydı ise 17.10.1933 tarihinde, 1771 sayılı Yasa uyarınca oluşmuştur. 1148 parsele uygulanmış tapu kaydında miktar ve hudut bulunmakla birlikte, 21.03.1966 tarih 18 ve 19 numaralı tapu kayıtlarında hudut ve miktar bulunmamakta, sadece taşınmazın cinsi bölümünde üzerinde kaç ağaç zeytin ağacı olduğu yazılmaktadır. Tapu kayıtları 1771 sayılı Yasa uyarınca ve Medeni Kanun’un yürürlüğünden sonra oluştuklarına göre, miktar ve hudutları bulunmayıp, cinsi zeytin ağaçlarının adedine göre yazılmış olsa da, Medeni Kanun sisteminde arz için ayrı üst için ayrı olmak üzere ikili mülkiyet sistemi benimsenmediğinden, tapu kayıtlarının zemini de kapsadıklarının kabulü zorunludur. Tapu kayıtlarının mülkiyet belgesi olması nedeniyle mahkemece, kayıtların kapsamları tam olarak belirlenmeden zemin üzerinde sürdürülen zilyetliğin değerlendirilmesi suretiyle uyuşmazlığın çözümü yerinde değildir. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için dayanak tapuların tüm oluşum belgeleri ve varsa haritaları, komşu 876 parselle ilgili dava dosyası, bulunabilmesi halinde kroki örneği dosya içinde bulunan …’ın taraf olduğu 1951/16 Esas sayılı dava dosyası, taşınmazlar arasından geçen yolun kamulaştırılmasına ilişkin tüm belgeler ve özellikle 21.03.1966 tarih 18 ve 19 numaralı tapu kayıtlarının ifrazına ilişkin haritaları ve tüm oluşum belgeleri dosya içine getirtildikten sonra, elverdiğince yaşlı kişiler arasından seçilecek yerel bilirkişi ve taraf tanıkları da hazır olduğu halde mahallinde yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte öncelikle dayanak tapu kayıtlarındaki tüm bilgiler ile komşu parsel kayıtlarındaki bilgiler ve varsa haritalarından yararlanılmak suretiyle dayanak tapu kayıtlarının kapsamı belirlenmeli, kayıt kapsamlarının bu şekilde tayininin mümkün olmaması halinde, yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından çekişmeli taşınmazlar üzerindeki zeytin ağaçlarının dağılımı ile, yörede bir zeytin ağacının genel kabule göre kaç metrekarelik bir alanı kapsadığı sorulup saptanmalı, bu konuda uzman ziraatçi bilirkişiden ayrıntılı rapor, İlçe Tarım Müdürlüğü’nden de resmi görüş alınarak çekişmeli taşınmazların kayıtların kapsamlarında kalan bölümleri buna göre belirlenmeli, keşfe katılacak uzman fen bilirkişisinden keşif ve uygulamayı izleyip denetlemeye olanak veren ayrıntılı rapor alınmalı, bundan sonra, davacı tarafın dayanağını oluşturan tapu kayıtlarının kapsamında kalan bölümün davacı adına tesciline karar verilmelidir. Davacı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 25.03.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.