YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6556
KARAR NO : 2011/2401
KARAR TARİHİ : 05.05.2011
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 170 ada 4 parsel sayılı 1428.10 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği, irsen intikal ve taksim nedenleriyle ve paylı olarak davalılar … ve müşterekleri ile davacıların miras bırakanı … … adına tespit edilmiştir. Davacılar … ve …, miras yolu ile gelen hakka dayanarak taşınmazın 1/2 payının … … mirasçıları, 1/2 payının … … mirasçıları adına miras payları oranında tescili istemi ile dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, taşınmazın miras payları oranında … … mirasçıları adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın taksim sonucunda, kadastro tespit tutanağında adları yazılı tespit malikleri lehine tespit edildiği gerekçesi ile ve tespit maliki …’in payının mirasçıları olduğu belirlenen davacılara ait olduğu kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Taşınmazların aynı ile ilgili uyuşmazlıklarda taşınmazın başında keşif yapılması zorunlu olduğu halde, Mahkemece tespit tutanağının doğru olmadığı gerekçesi ile açılan davada, hiçbir araştırma yapılmaksızın tutanak içeriği gerekçe gösterilmek sureti ile karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır. Sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda taşınmaz başında yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ile aynı yönteme göre belirlenecek taraf tanıkları hazır olduğu halde keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kök miras bırakan … …’tan mı, yoksa davalıların miras bırakanı … …’tan mı geldiği sorulmalı, …’den geldiğinin saptanması halinde mirasçılarının kimler olduğu ve mirasçılar arasında yöntemine göre bir paylaşma yapılıp yapılmadığı araştırılmalıdır. Bu kapsamda yerel bilirkişi ve tanıklardan kök miras bırakan …’den kalan taşınmazların, tüm mirasçıların katılımı ile paylaşıma konu edilip edilmediği, paylaşma varsa ne zaman yapıldığı, çekişmeli taşınmazın kime isabet ettiği, paylaşımda her bir mirasçıya terekeden taşınmaz ya da karşılığında başkaca bir hak verilip verilmediği etraflıca sorulup, maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, davacıların aynı zamanda hem … hem de …
… mirasçısı oldukları yönündeki iddiaları araştırılarak her iki tarafın mirasçısı olup olmadıkları belirlenmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davacılar vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 05.05.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.