Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/6939 E. 2010/6437 K. 08.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6939
KARAR NO : 2010/6437
KARAR TARİHİ : 08.11.2010

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

Ticareti terk hükümlerine muhalefet etmek suçundan sanık …’ nun 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 337/a maddesi gereğince 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair … 9.İcra Mahkemesinin 16.2.2010 tarihli ve 2009/46 Esas, 2010/26 sayılı kararını müteakip, … Cumhuriyet Başsavcılığınca anılan kararın kesinleşip kesinleşmediği hususunda tereddüt hasıl olduğundan bahisle vukubulan talep üzerine mahkeme kararının kesinleştiğine ilişkin aynı mahkemenin 11/05/2010 tarihli, 2009/46 Esas, 2010/26 sayılı kararına yönelik itirazın reddine dair … 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 17/05/2010 tarihli ve 2010/553 D. İŞ sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Tebliğname ile;
1- … 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 17/05/2010 tarihli, 2010/553 değişik iş sayılı kararına yönelik yapılan incelemede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07/11/2006 tarihli ve 2006/6-123 Esas, 2006/229 sayılı ilamı ile Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 13/07/2009 tarihli ve 2009/8068 Esas, 2009/10789 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, Anayasa’nın 40/2, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin gerekmesi karşısında, müşteki vekilinin yüzüne karşı sanığın yokluğunda verilen … 9. İcra Mahkemesinin 16/02/2010 tarihli kararında sürenin başlangıcı konusunda tebliğ ve tefhimden hangisinin esas alınacağı ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceği hususları gösterilmediği gibi kanun yolu, süresi, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin açıkça gösterildiği meşruhatlı davetiye de gönderilmediği cihetle, anılan kararın kesinleşmemesi sebebiyle infaz için gönderilen kararın kesinleşip kesinleşmediği hususuna yönelik … Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine verilen aynı Mahkemenin 11.05.2010 tarihli kararına yönelik itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde,
2- … 9.İcra Mahkemesinin 16/02/2010 tarihli ve 2009/46 Esas, 2010/26 sayılı kararına yönelik yapılan incelemede;
Yargılama aşamasında sanığa gönderilen duruşmaya çağrı kağıdının 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesi uyarınca tebliğ edilerek yargılama yapıldığı anlaşılmış ise de, anılan maddenin uygulanabilmesi için gerekli ön koşul olan kendisine veya adresine Kanun’un gösterdiği usullere göre, daha önce yapılmış bir tebliğ işleminin bulunması veya tebliğ yapılmamış ise söz konusu Kanun’un 35. maddesinin son fıkrasında gösterilen istisnai durumlardan birinin oluşmasının gerekli olması karşısında; duruşmaya çağrı kağıdının tebliği için sanığın bilinen son adresine çıkartılmış tebligat bulunmaması sebebiyle anılan Kanun
maddesi uyarınca doğrudan yapılan tebligatın geçerli sayılmayacağı gibi, Tebligat Tüzüğü’nün 55/2. maddesi yollamasıyla aynı Tüzüğün 28. maddesinde adres araştırmasına yönelik olmak üzere belirtilen şekil şartları yerine getirilmeden yapılan tebligatın geçerli sayılmayacağı, bu hususun Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 01.12.2004 tarih, 2004/20415- 12070 sayılı ilamında da kabul edildiği cihetle, duruşmaya çağrı davetiyesinin usulüne uygun tebliğ edilmediği anlaşılmakla, sanığın savunma hakları kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmemekle anılan kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 30/07/2010 gün ve 2010/9588/49600 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay C.Başsavcılığının 1.9.2010 gün ve K.Y.B. 2010/195085 sayılı tebliğnamesiyle istenilmiş olmakla, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Dosya kapsamına göre; sanığın üzerine atılı bulunan ticareti terk hükümlerine muhalefet etmek suçunun İİK’nun 337/a maddesinde üç aydan bir seneye kadar hapis cezasıyla yaptırım altına alınmış olup, anılan Yasa’nın 353.maddesinin birinci fıkrasında müeyyidesi disiplin hapsi veya tazyik hapsi olan eylemlerin itiraz yasa yoluna tabi tutulmuş olması, sanığın üç ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin müşteki vekilinin yüzüne karşı sanığın yokluğunda verilen … 9.İcra Mahkemesinin 16.02.2010 tarihli kararının Anayasa’nın 40/2, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 34/2, 231/2, 232/6.maddelerine aykırı olarak,başvuru şekli ve süresinin başlangıcı konusunda, tebliğ ve tefhimden hangisinin esas alınacağının belirtilmediği, mercii başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceği hususlarının gösterilmediği gibi, bu hususları içeren meşruhatlı davetiye de gönderilmediği cihetle, itiraz merciince dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtaya gönderilmesine karar verilmesi gerekirken itirazın reddine karar verilmesi yasaya aykırıdır.
Diğer taraftan, temyiz incelemesi yapılmaması nedeniyle … 9.İcra Mahkemesinin 16.02.2010 tarih, 2009/46 Esas ve 2010/26 sayılı kararı, henüz kesinleşmediğinden tebliğnamedeki (2) nolu bozma nedenini tartışmada hukuki yarar görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle Yargıtay C.Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname kısmen yerinde görülmekle … 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 17.05.2010 tarihli ve 2010/533 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309/4-a maddesi gereğince BOZULMASINA, dosyanın yerel mahkemesine gönderilmek üzere, Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine 08.11.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.