YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7103
KARAR NO : 2011/5042
KARAR TARİHİ : 03.10.2011
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Davacı tarafça genel kadastro ile oluşan tapu kaydının iptali ve tescil istemi ile tapu kaydına dayanılarak açılan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtayca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
Kadastro sonucu 110 ada 58 parsel sayılı 658,06 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal ve tapu kaydı nedeniyle davacı … adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı …, 110 ada 58 sayılı parselin yüzölçümünün eksik tespit edildiği, bir kısım taşınmazın yol olarak ayrılan bölüm içinde kaldığı iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, kadastro sırasında yol olarak tespit dışı bırakma işleminin kesinleştiği tarihten dava tarihine kadar 20 yıllık süre geçmemesi nedeniyle davacının dava hakkı bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de; varılan sonuç dosya kapsamına uygun olmadığı gibi yapılan araştırma, inceleme ve uygulamada hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacı, çekişmeli taşınmazın, kadastro çalışmaları sırasında tapu kaydının kapsamında kalan ve kendi adına tespit edilen dava dışı 58 parsel sayılı taşınmazın parçası olduğu ve aynı tapu kaydı kapsamında kaldığı iddiasıyla dava açmıştır. Bu durumda dava, kadastrodan önceki nedene ve tapu kaydına dayanmaktadır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20/A maddesine göre harita ve krokiye dayanan kayıt kapsamlarının harita ve krokisine göre belirlenmesi zorunludur. Ancak mahallinde yapılan keşifte tapu kaydının kapsamı, varsa harita ve krokisi uygulanarak belirlenmemiştir. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için mahkemece tapu kaydının dayanağı haritası varsa getirtilmek suretiyle mahallinde yapılacak keşifte 3402 sayılı Kanunun 20. maddesi uyarınca uygulanarak kapsamının belirlenmesi, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yanılgıya düşülerek, davanın tespitten sonraki hakka dayalı olduğu gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 03.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.