YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7170
KARAR NO : 2011/8576
KARAR TARİHİ : 07.12.2011
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
KANUN YOLU : KARAR DÜZELTME
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen karara karşı Hazinenin temyiz isteminin süre yönünden reddine ilişkin yukarıda belirtilen ilamın karar düzeltme yolu ile incelenmesi Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmekle; inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle: “Tespitte uygulanan tapu ve vergi kayıtlarının değişebilir sınırlı olup kayıt kapsamlarının miktarına göre belirlenmesinin doğru olduğu, ancak tapu ve vergi kayıtlarda cebel, sırt ve sulak gibi kayıtlar bulunduğundan bu tür taşınmazların zilyetlikten kazanılmasının mümkün olduğu, yerel bilirkişilerce de taşınmazın mera olmadığının bildirdiği, beyanların komşu parsellere uygulanan kayıtlar ile doğrulandığı, taşınmazın kuzeyinde bulunan arazinin de mera olmayıp tespit dışı bırakıldığı, hal böyle olunca davalıların miras bırakanı …’in ölüm tarihinin araştırılması mirasçılar Arasında paylaşım yapılıp yapılmadığı üzerinde durularak miras bırakan ve mirasçıların çalışma alanı içerisinde adlarına tesbit ve tescil edilen taşınmaz bulunup bulunmadığının ilgili yerlerden sorulması, zilyetlikle iktisap şartlarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi, oluştuğu takdirde kayıt miktarlarına ilaveten bu bölüm arazinin de davalılar adına tescil edilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, çekişmeli parselin davalılar adına payları oranında tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmekle Dairemizin 05.04.2007 tarih 2007/1187-1125 sayılı kararı ile temyiz isteminin süre yönünden reddine karar verilmiştir. Bu kez Hazine temsilcisi tarafından süresi içerisinde karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
Dairemizce Hazinenin temyiz istemi kararın temyiz eden tarafa tebliğ tarihi ile temyiz tarihi arasında HUMK.nun 432/1 maddesinde öngörülen temyiz süresinin geçtiği gerekçesiyle süre yönünden reddedilmiş ise de; kararın Hazineye 13.07.2006 tarihinde tebliğ edildiği, Hazine temsilcisi tarafından 14.07.2006 tarihinde temyiz süresi içinde temyiz dilekçesi verilerek bu tarihte temyiz defterine kaydedildiği, sonradan 03.08.2006 tarihinde temyiz sebeplerini içerir ikinci bir dilekçe verildiğinden, ilk dilekçe gözden kaçırılarak Hazinenin temyiz istemi süresinde olduğu halde zuhulen temyiz isteminin süreden ret edildiği anlaşıldığından Hazinenin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 05.04.2007 tarih 2007/1187-1125 sayılı ret kararının kaldırılarak yapılan temyiz incelemesi sonunda;
Mahkemece, bozma ilamına uyularak muris … ‘in 1944 yılında öldüğü muris ve mirasçıları adına belgesizden tespit edilen yer olmadığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. Maddesindeki şartların mirasçı sayısına ve taşınmazın yüzölçümüne göre gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle karar verilmiş ise de, mahkemenin kabulü dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Kadastro tespiti 29.06.1961 tarihinde yapılmış, tespite itiraz edilmesi üzerine Tapulama Mahkemesinin 14.10.1964 tarih ve 1962/925 esas -1964/1116 karar sayılı ilamı ile itirazların komisyonca incelenmek üzere Tapulama Müdürlüğü’ne gönderilmesine karar verilmiş, bu karar üzerine Kadastro Komisyonunun 13.02.1990 tarihli kararı ile itirazların reddi ile çekişme konusu 195 sayılı parselin tespit gibi tesciline karar verilmiştir. Komisyon kararı 15.09.1995 tarihinde tebliğ edilmekle Hazine 11.10.1995 tarihinde tespite itiraz davası açmıştır. Oysa Mahkemenin yukarıda sözü edilen 1962/925 esas 1964/1116 sayılı kararı esas alınarak Kadastro Müdürlüğüne tutanak iade edildiğinden bahisle 1998 tarihinde yeniden tutanak düzenlenmiş ise de; bu 2. tespit tutanağı yok hükmündedir. Kadastro tespiti 1961 yılında yapılmış olup, bu tarih ile davalının murisi …’ın ölüm tarihi olan 1944 tarihi arasında 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmamış olması nedeniyle her bir mirasçının ayrı ayrı 100 dönüm taşınmaz edinemeyeceğinin kabulü zorunludur. Hal böyle olunca kayıt miktarlarına ek olarak yalnızca toplam 100 dönümlük miktar yönünden belgesiz zilyetlikle mülk edinme şartlarının oluştuğu anlaşılmakla fen bilirkişisine tapu ve vergi kayıtlarının kapsamı olarak kabul edilen (A), (B), (C), (D) ve (F) bölümleri ile bağlantı kesilmeyecek şekilde zilyetlikten edinilebilecek miktar olarak 100 dönümlük yeri gösterir şekilde krokili rapor düzenlettirilerek, (A), (B), (C), (D) ve (F) bölümleri ile belirlenecek 100 dönümlük bölümün payları da belirtilmek suretiyle Seyfettin mirasçıları adına, kalan bölümün de Hazine adına tesciline karar vermek gerekirken yanlış değerlendirme ile taşınmazın tamamının davalılar adına tesciline karar verilmesi isabetsiz, temyiz itirazları açıklanan nedenle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 07.12.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.