Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/7175 E. 2011/6232 K. 24.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7175
KARAR NO : 2011/6232
KARAR TARİHİ : 24.10.2011

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 160 ada 2, 135 ada 35, 36, 37 ve 38 parsel sayılı, sırasıyla 1065.72, 677.04, 403.53, 563.46 ve 568.71 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan, 160 ada 2 parsel (ölü) … adına, 135 ada 35 parsel davalı … adına, 135 ada 36 parsel davalı … adına, 135 ada 37 parsel davalı … adına, 135 ada, 38 parsel davalı … adına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiası ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, çekişmeli parsellerin tespit gibi davalılar adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi ile çekişmeli 160 ada, 2 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükmün ONANMASINA;
2- Davacının 135 ada, 35,36, 37 ve 38 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyizine gelince; Mahkemece taşınmazların davalıların ortak miras bırakanları olan…’den intikal ettiği, aralarında yaptıkları taksime göre de davalılar adına tespit edildiği, davalılar yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinme koşullarının oluştuğu kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacı taşınmazların tarafların ortak murisi olan ve 1933 tarihinde ölen kök muris …’ten mirasçılarına intikal ettiğini, davalılar ise taşınmazların kendi murisleri olan 1964 yılında ölen dedeleri … …’den anneanneleri olan…’e satış yolu ile intikal ettiği, ondan da anne ve babaları olan …ile …’e intikal edip, aralarında yaptıkları rızai taksim sonrasında da kendilerine kaldığını iddia etmektedirler. Davacı, kök muris …’in oğlu olan İsmail’in kızı; davalılar ise kök murisin diğer oğlu olan …’in torunlarıdır. Bu halde uyuşmazlık taşınmazların kök muris …’den mi, yoksa davalıların dedesi olan … …ile anneanneleri olan …’den mi intikal ettiği noktasmdadır. Doğru sonuca varılabilmesi için, dosya arasında mevcut 17.12.1960 günlü, … ile … …
arasındaki satış senedinde satışın yarı hisseye ilişkin olduğunun belirtilmiş olması karşısında, taşınmazların öncesinin tarafların ortak kök miras bırakanı olan ve 1933 de ölen …’den gelip gelmediğinin araştırılmasında zaruret bulunmaktadır. Taşınmazların ortak kök miras bırakandan geldiği hususunda ispat külfetinin davacıya ait olduğu gözönünde bulundurularak davacıdan bu konudaki delilleri sorulmalı, ibraz edildiği taktirde, delilleri toplanıp değerlendirilmeli; davacı tarafın iddiasını kanıtlaması halinde davalı tarafın buna karşı savunması sorulmalı, harici taksim ve satın almaya dayanıldığı, takdirde bu kez ispat külfetinin davalı tarafta olması nedeniyle varsa savunmalarını ispata ilişkin delilleri toplanmalı, böylelikle taşınmazların öncesinin kimden geldiği, kim tarafından, hangi payın devredildiği hususları kesin olarak tespit edilmeli, bu konuda gerek 17.12.1960, gerekse 05.05.1972 tarihli senet tanıkları ve tespit bilirkişilerinden ayrıntılı bilgi alınmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 24.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.