YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7829
KARAR NO : 2011/7412
KARAR TARİHİ : 17.11.2011
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
KANUN YOLU: TEMYİZ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 105 ada 9 parsel sayılı 5635.73 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, toprak tevzii çalışması sonucu oluşan tapu kaydı nedeni ile davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, irsen intikal, paylaşma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, Hazine tapu kaydının 1963 yılında oluşumundan önce davacı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. ve 46. maddelerinde düzenlenen edinme koşullarının oluştuğu kabul edilerek karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Toprak Tevzi Komisyonu çalışmaları sonucunda oluşmuş dağıtım haritası dosya içinde bulunmadığı gibi, mahallinde yapılan keşfe katılan uzman fen bilirkişi tarafından dağıtım haritası ile kadastro paftasını çakıştırmalı şekilde gösteren kroki düzenlenmemiştir. Ayrıca Hazinenin dayandığı tapu kaydı ile belirtmelik tutanağında geçen vergi kayıtlarının uygulaması da yeterli olmayıp, teknik bilirkişi raporunda tapu kaydı ve vergi kaydı hudutları gösterilmediğinden rapor, keşfi ve uygulamayı izlemeye elverişli değildir. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle dava konusu taşınmazın bulunduğu yere ilişkin toprak tevzi komisyonunca düzenlenen belirtmelik tutanağının okunaklı bir örneği ve toprak tevzi komisyonu çalışmaları sonucu tesis edilen dağıtım haritası ile dağıtım sonucu oluşmuş tüm kayıtlar dosya içine getirtildikten sonra mahallinde, davada yararı bulunmayan elverdiğince yaşlı kişiler arasında seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları ve tüm kadastro tespit bilirkişileri hazır olduğu halde mahallinde yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşifte, teknik bilirkişi aracılığı ile toprak tevzi paftası ve kadastro paftasının ölçekleri eşitlenerek, sabit sınırlar esas alınmak sureti ile çakıştırılarak zemine uygulanmalı, dava konusu taşınmazın Hazinenin dayanağını oluşturan tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığı kesin olarak belirlenmeli, tapu kaydının kapsamında kalması halinde, çekişmeli taşınmazın öncesinin ne olduğu, kimler tarafından hangi tarihten beri ne şekilde kullanıldığı, zilyetlik ile iktisaba elverişli yerlerden olup olmadığı, Hazine tapu kaydının oluştuğu tarihe kadar davacı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 ve 46. maddelerinde öngörülen koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği olaylara dayalı olarak yerel bilirkişi ve tanıklardan
sorulup saptanmaya çalışılmalıdır. Yerel bilirkişi ve tanık sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmeye çalışılmalı; tespite aykırı sonuca ulaşılması halinde tüm tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilmelidir. Keşfe katılacak teknik bilirkişiden keşif ve uygulamayı izleyip denetlemeye olanak verir, yerel bilirkişi ve tanıklarca gösterilen sınırlar işaretli, toprak tevzi dağıtım haritası ve kadastro paftasını çakıştırmalı şekilde gösterir ayrıntılı rapor alınmalıdır. Bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz olup davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 17.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.