YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7956
KARAR NO : 2011/6553
KARAR TARİHİ : 26.10.2011
MAHKEMESİ :KADASTRO
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile 101 ada 19 parsel sayılı 5565,37 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz davalı …, 110 ada 13 parsel sayılı 71,34 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz davalı …, 113 ada 53 ve 287 parsel sayılı 15576,51 ve 745,68 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar ise eşit paylarla davalı … ve paydaşları adlarına tespit edilmiştir. Davacı … ve müşterekleri, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak 101 ada 19 parsel sayılı taşınmaz hakkında, davacı Hazine, zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluşmadığı iddiası ile, davacı … ise, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak 110 ada 13, 113 ada 53 ve 287 parsel sayılı taşınmazlar hakkında ayrı ayrı dava açmışlardır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davacı Hazine’nin davasının reddine, davacılar … ile … ve müştereklerinin davalarının kabulüne, çekişmeli taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile 101 ada 19 parsel sayılı taşınmazın eşit paylarla davacı … ve müşterekleri adlarına, 110 ada 13, 113 ada 53 ve 287 parsel sayılı taşınmazların ise davacı … adına tapuya tescillerine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine vekili, davalılar … vekili ile … ve müşterekleri vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli 110 ada 13, 113 ada 53 ve 287 parsel sayılı taşınmazların davacı …’ün dayanağı olan satış senedi ve senette geçen vergi kayıtları kapsamında oldukları ve davacı lehine zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluştuğu, 101 ada 19 parsel sayılı taşınmazın ise davacı … ve müştereklerine ait olduğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Birleşen dosya davacısı … çekişmeli taşınmazları … ve müştereklerinin miras bırakanı Şerif Bulmuş’tan 06.05.1966 tarihli noter senedi ile satın aldığını ve o tarihten bu yana taşınmazlara zilyet olduğunu, davacı … Borlukan ve müşterekleri ise, taşınmazlara çok uzun zamandan beri kendilerinin zilyet olduğunu, …’ün taşınmazlarda zilyetliğinin bulunmadığını iddia ederek dava açmışlardır. Mahkemece, davacı dayanağı senet ve senette yazılı vergi kayıtları yöntemince uygulanarak kapsamları belirlenmediği gibi, taşınmazların öncesinin kime ait olduğu, kimden ne şekilde intikal ettikleri, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldıkları yöntemince araştırılmamış, taşınmazlar başında iki kez yapılan keşifte alınan beyanlar arasındaki çelişki de giderilmemiştir. Taşınmazların tespitinde herhangi bir kayıt esas alınmamış, taraflarca yargılama sırasında herhangi bir kayda da dayanılmamıştır. Bu halde uyuşmazlığın zilyetliğe göre çözüleceği açıktır. Doğru sonuca varılabilmesi için mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerle, taraf tanıkları, tespit bilirkişileri ve önceki keşiflerde dinlenen tanıkların da katılımı ile yeniden keşif yapılmalı, senette yazılı sınırlar yerel bilirkişilere tek tek okunarak zeminde göstertilmeli, yerel bilirkişilerce gösterilemeyen sınırların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı ve bu suretle senedin ve senette belirtilen vergi kayıtlarının çekişmeli taşınmazları kapsayıp kapsamadığı ve senetteki her bir taşınmazın hangi parsele karşılık geldiği duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmeli, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, senedin dava konusu taşınmazlara ait olduğunun saptanması halinde, zilyetliğin de devredilmiş olup olmadığı, taşınmazların kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı sorulup saptanmalı, beyanlar arasındaki çelişkiler yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli, tespite aykırı sonuca ulaşılması halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilerek çelişkinin giderilmesine çalışılmalı, bilirkişi ve tanıkların zeminde gösterdiği sınırlar denetime elverişli şekilde teknik bilirkişiye haritasında işaret ettirilmeli, vergi kaydının mülkiyet belgesi olmayıp, ancak zilyetlikle birleştiğinde değer taşıyacağı göz önüne alınmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 26.10.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.