YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8098
KARAR NO : 2011/5350
KARAR TARİHİ : 06.10.2011
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 112 ada 28 parsel sayılı taşınmaz Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek yüzölçümü ve malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı … tarafından davalı Hazine, … Köyü ve … aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tescil ve men’i müdahale davası, davaya konu olan parsel hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinde çekişmeli parsel tutanağı ile dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve 112 ada 28 parsel sayılı, fen bilirkişi raporunda 672,26m2 yüzölçümünde olduğu belirtilen taşınmazın davacı … adına tesciline, davalının taşınmaza müdahalesinin men’ine karar verilmiş; hüküm davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Tespitten önce davacı tarafından açılan tescil ve men’i müdahale davası görevsizlik kararı ile Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Hal böyle olunca çekişmeli taşınmazın tespitinin 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 5. maddesi hükmüne göre yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu suretle tespiti yapılan taşınmazların 30 günlük askı ilanının Kadastro Mahkemesince yapılması zorunlu olduğu halde Kadastro Müdürlüğünde yapılması gereken ilan yapılmamıştır. Askı ilanı yapılmadıkça ve Yasa’nın 11. maddesinde öngörülen 30 günlük süre dolmadıkça duruşmaya başlanması olanaksızdır. O halde öncelikle çekişmeli taşınmazla ilgili, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 11 ve 27. maddelerinde öngörülen şekilde yöntemine uygun askı ilanı tamamlanmalı; ilan süresi dolduktan sonra duruşmaya başlanmalı; Asliye Hukuk Mahkemesinden aktarılan davanın konusu belirlenmelidir. Bundan sonra davanın kapsamı olan taşınmazla ilgili savunma ve deliller değerlendirilmeli, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 30/2. maddesi uyarınca, mahkeme tarafından re’sen araştırma yapılması gerektiği göz önünde bulundurularak gerçek hak sahipleri belirlenmeli; taşınmazın, aktarılan davanın kapsamında kalmayan bölümleri bulunması halinde bu bölümler hakkında kadastro tespitinin olağan usullere göre tamamlanması gerektiği göz önünde bulundurularak bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler göz ardı edilmek suretiyle davanın esasına girilerek hüküm verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına 06/10/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.