YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8488
KARAR NO : 2011/4562
KARAR TARİHİ : 21.09.2011
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle; “Eksik araştırma sonucu verilen hükmün isabetsiz olduğu belirtilerek, davacının dayandığı tapu kaydının revizyon durumunun araştırılması, varsa revizyon gördüğü parsellere ilişkin tutanakları getirtilerek yeniden keşif yapılarak davacının dayandığı tapu kaydı hudutlarının yerel bilirkişi yardımı ile uygulanıp, kapsamının belirlenmesi, taşınmazın kim tarafından ne zamandan beri ve ne şekilde kullandığı hususlarında yerel bilirkişi ve tanıklardan bilgi alınması, taşınmazın bulunduğu yerde Karayollarınca yapılan kamulaştırmaya ilişkin evrakların getirtilerek uygulanması suretiyle taşınmazın kamulaştırma kapsamında kalıp kalmadığının, kamulaştırma evraklarında ne olarak gösterildiğinin, taşınmazın, etrafında bulunan yolların boşluğu olup olmadığının belirlenmesi ve taşınmazın niteliği konusunda ziraat bilirkişi kurulundan ayrıntılı rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve çekişme konusu 137 ada 13 sayılı parselin tarla niteliği ile davacı … adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacının dayandığı tapu kaydının taşınmaza uyduğu, üzerinde her ne kadar uzun süredir ekim-dikim gibi faaliyetti bulunmamakta ise de davacının taşınmazı, tapu maliki … mirasçılarından tapu dışı yolla satın aldığı kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan kayıt uygulaması ve zilyetlik araştırması hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Bozmaya uyulmakla taraflar yararına usuli müktesep hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozmada işaret edilen hususların eksiksiz olarak yerine getirilmesi zorunludur. Davacının dayandığı tapu kaydı tesisinde 05.10.1965 tarih 3 sıra numaralı tapu kaydı ile 5532 metrekare yüzölçümü ile Gülnar Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.09.1964 tarih ve 1963/152 Esas, 1964/214 sayılı tescil ilamı ile hükmen oluşan 5532 m2 yüzölçümlü 05.10.1965 tarih ve 3 sıra numaralı sicilden geldiği halde, kaydın dayanağı olan tescil ilamı ve krokisi getirtilmemiş, kayıt kapsamı krokisine göre belirlenmemiştir. Tapu kaydının tedavüllerinden ifrazen 15.3.1968 tarih 8 ve 9 sıra numaralı kayıtlara gittiği, 15.03.1968 tarih ve 8 sıra numaralı tapu kaydının 1000 metrekare olarak … Anamur Devlet yolu geçmekle yola terk edildiği, kalan 4532 metrekarelik bölümün, 15.03.1968 tarih ve 9 sıra numaralı tapu kaydı ile … adına tescil edildiği anlaşılmıştır. …
Anamur Devlet yolunun kamulaştırma haritası celp edildiği halde, tüm kamulaştırma evrakları ve tapu kaydının ifrazına ilişkin haritaları getirilmemiş, kamulaştırma haritası ve evrakları ile tapu kaydının ifraz haritaları uygulanarak kamulaştırılan yolun neresi olduğu, kalan bölümün niza konusu taşınmazı kapsayıp kapsamadığı belirlenmemiştir. Davacının söz konusu tapu kaydından 150/5532 pay satın almak üzere Tapu Sicil Müdürlüğüne başvurduğu ancak resmi olarak adına kayden tescil edilmediği, tapu maliki mirasçılarından haricen 1983-84 yılında satın aldığı anlaşılmaktadır. Bozmadan önceki keşifte davacının haricen satın aldığından beri kullandığı beyan edilmiş ve keşif sonucu ibraz edilen ziraatçı bilirkişi raporunda taşınmazın yer yer imar ve ihya edilmiş olduğu, yer yer taşlık ve sekiler haline getirtilip sebze yetiştirildiği belirtilmiş olduğu halde bozma ilamından sonra yapılan keşifte davacının tapu kaydı maliki mirasçılarından haricen satın aldıktan sonra taşınmazı hiç kullanmadığı beyan edilmiş, ibraz edilen ziraatçi raporunda da 20-25 yıldır ekilip biçilmediği belirtilmiştir. Mahkemece, zilyetlik hususundaki bu çelişki giderilmemiş, 3402 sayılı Yasa’nın 13/B-b maddesinde öngörülen şartların gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılıp değerlendirilmemiştir. Doğru sonuca varılabilmesi için davacının dayandığı tapu kaydının dayanağını oluşturan tescil ilamı ve haritası, tapu kaydının ifrazına ilişkin haritalar, tapu kaydının edinme sebebinde geçen karayoluna ilişkin kamulaştırma haritası ve evrakları getirtilerek taşınmaz başında yerel bilirkişiler, tanıklar, 3 kişilik ziraatçi bilirkişi kurulu ve fen bilirkişi katılımı ile yeniden keşif yapılmalıdır. Tapu kaydı, dayanağı tescil ilam ve haritası, ifraz haritaları ve kamulaştırma haritası ölçekleri eşitlenerek ve kadastro paftası ile çakıştırmak suretiyle yerel bilirkişiler yardımı ve fen bilirkişi eli ile zemine uygulanmak suretiyle taşınmazın tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığı kesin olarak belirlenmeli, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazı, kimin ne zamandan beri ve ne suretle kullandığı hususlarında maddi olaylara dayalı bilgi alınmalı, zilyetlik yönünden çelişkili beyanlar yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli, ziraatçi bilirkişi kurulundan önceki raporlar arasındaki çelişkiyi giderici, taşınmazın toprak yapısı, niteliği, tarım arazisi olup olmadığı, ne zamandan beri ekonomik amacına uygun kullanılıp kullanılmadığı, etrafındaki yolların boşluğu niteliğinde olup olmadığı hususlarında teknik verilere dayalı rapor, fen bilirkişinden ise tescil ilam ve haritasının, ifraz haritalarının ve tapu kaydının da kamulaştırılan bölüme ilişkin kamulaştırma haritasının uygulanmasını ve kroki üzerinde kapsamını gösterir şekilde ayrıntılı ve krokili rapor alınmalı, yapılan uygulamaya göre taşınmazın tapu kaydı kapsamında kalması halinde 3402 sayılı Kanun’un 13/B-b şartları yönünden davacının hukuken korunması gerekli ve kanunun aradığı süreye ulaşan zilyetliğinin bulunup bulunmadığı araştırılıp incelenmeli, bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece, bu yönler gözardı edilerek yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 21.09.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.