YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8535
KARAR NO : 2011/4576
KARAR TARİHİ : 21.09.2011
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 133 ada 534 parsel sayılı 4513668.35 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu belirtilerek davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın bir bölümünün adına tescili istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulü ile çekişme konusu 133 ada 534 sayılı parselin teknik bilirkişi raporunda (A) ve (B) harfi ile gösterilen yeşile boyalı bölümlerinin dosyada mevcut veraset ilamındaki paylar oranında tesciline, parselin geriye kalan bölümü halen başka dosyalarda davalı olduğundan tescile ilişkin hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davalı … temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, taşınmazın (A) ve (B) bölümleri üzerinde davacı taraf yararına zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleştiği, kalan bölümün ise başka davacıların aynı parsel hakkında açtıkları davalar nedeniyle davalı bulunduğundan tescile ilişkin hüküm kurulmasına yer olmadığı gerekçesi ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; taşınmazın tutanak aslının 2006/146 esas sayılı dava dosyasında olduğu, aynı taşınmaz hakkında bir çok kişi tarafından açılan davaların bu dosyada birleştirilip daha sonra tefrik edildiği, böylelikle aynı parsele ilişkin davaların ayrı ayrı görüldüğü dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Kadastro davalarında, tutanak aslının dosyada bulundurulması ve aynı parsele yönelik olarak açılan tüm davaların birlikte görülerek sonuçlandırılması zorunludur. Hal böyle olunca; çekişmeli parsele ilişkin açılan tüm davaların birleştirilmesi suretiyle tarafların tüm iddia ve savunmaları doğrultusunda deliller toplanarak ve birlikte değerlendirilerek uyuşmazlığın esastan çözümlenmesi ve itirazlı parselin tamamı hakkında sicil oluşturulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair yönlerin incelemesine yer olmadığına 21.09.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.