Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/8728 E. 2011/4636 K. 22.09.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8728
KARAR NO : 2011/4636
KARAR TARİHİ : 22.09.2011

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 129 ada 11 parsel sayılı 1.015,80 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı …, mirasçılar arasında taksim yapılmadığı iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 36.maddesi uyarınca reddine, çekişmeli taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 36. maddesinin, verilen süreye riayet etmeyen taraf aleyhine uygulanabilmesi için ara kararında hakim, katip, mübaşir, yerel bilirkişi adayı, tanık, teknik bilirkişiye verilecek ücretlerle vasıta parasının, yapılacak tebligatlarla ilgili masrafların kalemler halinde gösterilip, bu ücretlerin temini ve yatırılması için ilgiliye makul bir süre tanınmalı, ilgiliye tanınacak süre ile keşif günü arasında bilirkişi adayları ve tanıklara davetiye tebliğ edilip, arazi başında hazır olmalarının bildirilebilmesi için yine uygun bir sürenin bulunmasına özen gösterilmesi gerekmektedir. Mahkemece hükme dayanak yapılan 15.04.2010 tarihli ara kararda, 02.06.2010 tarihinde yapılacak keşif için gerekli masrafı en geç 21.05.2010 tarihine kadar yatırması hususunda davacı vekilinin yüzüne karşı kesin süre ihtarında bulunulmuştur. Keşif için masrafın yatırılacağı son gün, keşiften on bir gün öncesidir. Masrafın yatırılacağı son gün ile keşif tarihi arasında yerel bilirkişi ve tanıklara yapılacak tebligatlar için yeterli süre bırakılmamıştır. Süreler tayin edilirken Tebligat Tüzüğü’nün 12. maddesinin mutlaka göz önünde bulundurulması gerekir. Tüzüğün anılan maddesine göre “Tüzüğün 8. maddesinde sayılan vasıtalarla yapılanlar dışındaki her nev’i tebliğ evrakı ve davetiyelerin alakalılara ulaşması ve alakalıların tebliğin veya davetiyenin icaplarını yerine getirebilmesi için bu evrakı çıkaran merci tarafından tayin edilecek müddetin hesabında evrakın gönderileceği mahallin yakınlık veya uzaklığı, mevsimin yaz veya kış olması, nakil vasıtalarının durumu gibi hususlar nazara alınır. Bu suretle tayin edilecek müddet, tebliği çıkaran merciin bulunduğu köy veya belediye hududu dahilinde tebligat yapılacaksa 3 günden, köyde veya aynı vilayetin diğer bir kazasında tebligat yapılacaksa 15 günden, diğer bir vilayeti içinde tebligat yapılacaksa 1 aydan az olamaz” hükmü yer almış bulunmaktadır. Tebligat Tüzüğü’nün anılan hükmü dikkate alınarak, mahkemenin hükme dayanak yaptığı ara kararının sürelerle ilgili bölümü irdelendiğinde davacı vekilinin yüzüne karşı verilen ara karar gereğince keşif masrafının 21.05.2010 tarihinde yatırılması halinde bilirkişi adayı ve tanıklara çıkarılacak davetiyeler için ayrılan süre yeterli bulunmamaktadır. Bilirkişi adayı ve tanıklar adına çıkarılacak davetiyeler için verilen sürenin yeterli olmadığı açıkça belli olan bu ara kararına dayanılarak keşif delilinden vazgeçmiş sayılmasına karar verilemez. Yapılamayacağı önceden belli olacak keşif için taraflara külfet yüklenmesinde isabet bulunmamaktadır. Davacı tarafa keşif masrafını yatırması için yeniden makul süre verilmeli, masraf yatırıldığında arazi başında keşif icra edilerek tarafların tüm delilleri değerlendirilip sonuca göre bir karar verilmelidir. Yanlış değerlendirme sonucu yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 22.09.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.