YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9033
KARAR NO : 2010/7414
KARAR TARİHİ : 13.12.2010
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 131 ada 16 parsel sayılı 225.16 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla niteliği ile davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine vekili, yasal süresi içinde çekişmeli taşınmazın Kadastro Kanunu’nun 18.maddesi gereğince Hazine adına tescili gereken yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve çekişmeli taşınmazın davacı Hazine adına tesçiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı … adına tespit edilmiş, davacı Hazine kesinleşmiş mahkeme kararına dayanarak ve taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu öne sürerek dava açmıştır. Davacı Hazinenin dayandığı Zonguldak Asliye 1. Hukuk Mahkemesinin 7.11.2007 tarih, 2007/188-291 Esas-Karar sayılı kesinleşmiş Kararında, davacı Celal Karaarslan tarafından davalılar Faik, Yunis ve Hayrettin Karaarslan aleyhlerine açılan elatmanın önlenmesi davasında mahkemece davacının dosyada taraf sıfatı bulunmadığından ve dava konusu taşınmaz Hazineye ait olduğundan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, Yargıtay denetiminden geçerek 5.6.2008 tarihinde kesinleşmiştir. Kesinleşen bu kararın dava dosyasında mahkemece herhangi bir keşif, uygulama yapılmadığı gibi tanık da dinlenmemiş, sadece davacının iddialarına göre taşınmazın Hazineye ait olduğu hususu vurgulanmıştır. Davanın taraflarından hiçbirisinin davalı ile akdi veya irsi ilişkisi bulunmadığından bu karar davalıyı bağlamaz. Öte yandan dava konusu taşınmazın öncesinin özel harman yeri olup, miras ve paylaşma sonucu davalının payına düştüğü, davalı yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinme koşullarının gerçekleştiği, mahkemece yapılan keşif, uygulama, toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Bu olgular göz önünde tutularak mahkemece davanın reddine, taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davalı Hüseyin Karaarslan’ın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 13.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.