Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/9187 E. 2011/4852 K. 26.09.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9187
KARAR NO : 2011/4852
KARAR TARİHİ : 26.09.2011

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 94 parsel sayılı 3.100 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı, vergi kaydı ve taksim uyarınca davalı … adına tespit edilmiştir. İtirazı kadastro komisyonunca reddedilen Hazine tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın tarafların tutunduğu tapu kayıtlarının kapsamında kaldığı ve tapu kayıtlarının çakıştığı, ancak Hazine tapusunun eski tarihli olduğu kabul edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın davalı Hazine adına tesciline karar verilmiş ise de, yapılan inceleme, araştırma ve uygulama hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır. Tapu kayıtlarının çakışması halinde doğru temele dayanan eski tarihli tapu kaydına değer vermek gerekmektedir. Hangi kaydın eski tarihli olduğu, tedavül kayıtlarının tarihlerine göre değil, ilk tesis tarihlerine göre belirlenmelidir. Keza, bir kaydın doğru temele dayanıp dayanmadığının belirlenebilmesi için de ilk tesis kaydının ve tesis nedenlerinin bilinmesi gereklidir. Somut olayda mahkemece, davalı tarafın tutunduğu tapu kaydı, tesisinden itibaren getirtilip incelenmemiştir. Söz konusu tesis kayıtları getirtilmeden, Hazine tapusunun eski tarihli olduğunun belirlenebilmesi mümkün değildir. Diğer taraftan, çekişmeli taşınmaza komşu tüm taşınmazlara ait kadastro tutanak örnekleri ile dayanak kayıtları tüm tesis ve tedavülleri ile birlikte getirtilmemiş, yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu taşınmazlara ait kayıt ve belgelerle denetlenmemiştir. Bu nedenle, tapu kayıtlarının kapsamlarının doğru olarak tespit edildiği de söylenemez. O halde, mahkemece, doğru sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle davalı tarafın tutunduğu tapu kaydı ilk tesisinden itibaren bütün tedavülleri ile birlikte istenmeli, çekişmeli taşınmaza komşu bütün taşınmazlara ait kadastro tutanak örnekleri ile varsa dayanağı belgeler tesis ve tedavülleri ile birlikte getirtilmeli, bundan sonra mahallinde üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, uzman fen bilirkişisi ve taraf tanıklarının katılımı ile yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşifte, tarafların tutundukları tapu kayıtlarının bütün sınırları tek tek okunarak bu sınırlar hususunda yerel bilirkişilerden ayrıntılı bilgi alınmalı, yerel bilirkişilerce bilinemeyen sınırlar yönünden taraflara tanıkla kanıtlama olanağı sağlanmalı, uzman fen bilirkişisinden yerel bilirkişi ve tanıklarca gösterilen sınırları haritasında göstermesi ve kayıt kapsamlarını işaretlemesi
istenmelidir. Yapılan uygulama sonucunda tapu kayıtlarının çakıştığı sonucuna varılırsa bu durumda, doğru temele dayanan eski tarihli tapu kaydına değer verilmeli, Hazine tapusunun eski tarihli olduğunun anlaşılması halinde davalı tapusunun Hazinenin temliki ile oluşup oluşmadığı, Hazinenin temliki ile oluşmuşsa eski tarihli olmasa da Hazinenin temliki ile oluşan kayda değer vermek gerektiği düşünülmeli, toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece, açıklanan şekilde bir inceleme ve araştırma yapılmadan yazılı olduğu gibi karar verilmesi isabetsizdir. Davalı vekilinin temyiz itirazları, bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 26.09.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.