Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/9569 E. 2011/8265 K. 01.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9569
KARAR NO : 2011/8265
KARAR TARİHİ : 01.12.2011

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
KANUN YOLU : TEMYİZ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 111 ada 65 parsel sayılı 6.602,91 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, Hazine adına tapu kaydının oluştuğu tarihe kadar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle mülk edinme koşullarının gerçekleşmesi ve hibe nedeniyle davalı …, 111 ada 66 parsel ve 67 parsel sayılı 1.355,88 ve 5.600,80 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar da aynı nedenlerle davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, tapu kaydına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın reddine ve çekişmeli taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hazine, 4753 sayılı yasaya göre yapılan Toprak Tevzi Çalışmaları sonucu 1963 yılında tesis edilen tapu kaydına dayanmaktadır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 46/1. maddesi uyarınca, 4753 sayılı Kanun ile ek ve tadilleri uyarınca Hazine adına tapuya kaydedilen taşınmaz mallar, aynı Yasa’nın 14 ve 17. maddelerinde yazılı iktisap şartlarına istinaden zilyetleri adına tespit ve tescil olunurlar. Bu hüküm uyarınca işlem yapabilmek için mahkemece, tapu kaydının tesisine esas belirtmelik tutanağı, tablendikatif ve tevzi haritasının, Hazinenin tutunduğu tapu kaydına ait taşınmaza ve çevre taşınmazlara ait belirtmelik tutanağında parsel numaraları karşısında yer alan bilgiler ile tutanağın sonunda yer alan açıklamaların incelenmesi, burada sözü edilen kayıt ve belgeler varsa bunların tesislerinden itibaren tüm tedavüllerinin, çekişmeli taşınmazlara komşu taşınmazlara ait kayıt ve belgelerin getirtilmesi, bundan sonra mahallinde keşif yapılarak, fen bilirkişisinden pafta haritası ile tevzi haritasını çakıştırarak çekişmeli taşınmazların Hazinenin tutunduğu tapu kaydının kapsamında olup olmadığını belirlemesi ve keşfi izlemeye olanak sağlar şekilde harita ve rapor tanzim etmesi istenmeli, belirtmelik tutanaklarında sözü edilen kayıt ve belgeler varsa bunlar mahalline yöntemince uygulanmalı, belirtmelik tutanaklarında çekişmeli taşınmazların mera ve benzeri kamu orta mallarından işgal edildiği açıklaması varsa yöntemine uygun mera araştırması yapılması gerekeceği düşünülmeli, sağ oldukları anlaşılan belirtmelik bilirkişileri tanık olarak dinlenmeli, keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan çekişmeli taşınmazların öncesinin ne olduğu, taşınmazlar üzerindeki zilyetliğin hangi tarihte nasıl başladığı ve ne şekilde sürdürüldüğü, kimden kime ve ne surette intikal ettiği, zilyetlik süresinin Hazine tapusunun tesis edildiği tarihe kadar en az 20 yıl sürüp sürmediği, tapu kaydının tesis edildiği tarih itibariyle çekişmeli taşınmazların zilyetlikle iktisabı mümkün yerlerden olup olmadığı hususlarında olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, ziratçi bilirkişiye çekişmeli taşınmazların niteliğini etkileyen özellikleri ve öncesinin ne olduğu konusunda ayrıntılı rapor düzenletilmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek Hazine tapusunun oluştuğu tarihe kadar hak iddia edenler yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla mülk edinme koşullarının oluşup oluşmadığı saptanmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. Somut olayda mahkemece, Toprak Tevzi Komisyonu çalışmaları sonucu oluşturulan tevzi haritası getirtilip fen bilirkişisi eliyle pafta haritasıyla çakıştırılmak suretiyle Hazinenin tutunduğu tapu kaydının kapsamı saptanmamış, belirtmelik tutanağında sözü edilen Teşrinisani 1290 tarihli 21 ve 22 sıra numaralı tapu kayıtları keşif sırasında yöntemince uygulanmamış, tescil ilamı ile oluştuğu anlaşılan Eylül 1954 tarih 244, 249, 250 ve 252 sıra numaralı tapu kayıtlarının tamamının tesisine esas dava dosyaları ve tescil krokileri getirtilmemiş; eksik incelemeye dayanılarak hüküm kurulmuştur. Hal böyle olunca, doğru sonuca ulaşılabilmesi için, öncelikle yukarıda açıklanan ilkeler ışığında dosyadaki eksiklikler tamamlanmalı, bundan sonra taşınmazların başında, davada yararı bulunmayan ve elverdiğince yaşlı kişiler arasında seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları, bir fen bilirkişisi, bir fotoğrafçı bilirkişi, 3 kişilik zirai bilirkişi kurulu ve sağ iseler belirtmelik bilirkişilerinin katılımıyla keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşifte, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20. maddesi hükmü uyarınca Teşrinisani 1290 tarihli 21 ve 22 sıra numaralı, Eylül 1954 tarih 244, 249, 250 ve 252 numaralı ve davacı Hazinenin dayanağını oluşturan 08.11.1963 tarihli 418 sıra numaralı tapu kayıtları yerel bilirkişi ve tanık beyanları ile tescil haritaları ve tevzi haritası dikkate alınarak zemine uygulanmalı, harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarının kapsamının harita ve krokisine göre belirleneceği, aksi halde tapu kaydında yer alan sınırlar hakkında yerel bilirkişilerden, bunların bilemedikleri her bir mevki adı ve sınır hususunda ise taraf tanıklarından bilgi alınması gerektiği gözönünde tutulmalı, bu amaçla tapu kayıtlarında yazılı sınırlar yerel bilirkişilere tek tek göstertilmeli, uzman bilirkişisinden tevzi haritası, tapu kayıtlarının krokisi ve pafta haritasını çakıştırması, yerel bilirkişi ve tanık sözleri de dikkate alınmak suretiyle sözü edilen tapu kayıtlarının kapsamlarını işaretlemesi ve keşfi izlemeye olanak tanır şekilde rapor ve harita tanzim etmesi istenmeli, Hazinenin tutunduğu tapu kaydının kapsamında kalan diğer taşınmazların dava dosyalarında yapılan keşif ve uygulamalardan da yararlanılmalı, taşınmazların öncesinin kamu orta malı niteliğinde mera olup olmadığı hususunda yöntemince araştırma yapılmalı, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazlar üzerinde zilyetliğin bulunup bulunmadığı, varsa hangi tarihte ve ne zaman başladığı, zilyetliğin sürdürülüş biçimi, kimden kime ve nasıl intikal ettiği, öncesinin kamu orta malı mer’a niteliği taşıyıp taşımadığı ve çevresinde kamu orta malı niteliğinde mera bulunup bulunmadığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, yerel bilirkişi ve tanık sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmeye çalışılmalı; tespite aykırı sonuca ulaşılması halinde kadastro tespit bilirkişilerinin tanık sıfatıyla dinlenmesi gerekeceği düşünülmeli, taşınmazların fiziksel yapısı, eğim durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin baskın olduğu ve taşınmazların niteliği hususlarında ziraatçi bilirkişiden ayrıntılı rapor alınmalı, mahkemenin gözlemi ayrıntılı olarak tutanağa geçirilmeli, fotoğrafçı bilirkişisinden çekişmeli taşınmazlarıı tüm yönleriyle gösterecek fotoğraflar çekmesi istenmeli ve fen bilirkişisi tarafından fotoğraflar üzerinde çekişmeli taşınmazlar ile komşu taşınmazlar işaretlenmeli ve bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Mahkemce, yukarıda açıklanan şekilde araştırma ve inceleme yapılmaksızın, yetersiz araştırmaya dayanılarak yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Temyiz itirazları açıklanan
nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 01.12.2011
gününde oybirliği karar verildi.