Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/966 E. 2010/2834 K. 12.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/966
KARAR NO : 2010/2834
KARAR TARİHİ : 12.04.2010

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 115 ada 20 parsel sayılı 173,41 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz Sulh Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan söz edilerek malikhanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı … tarafından davalı … aleyhine Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan tapu iptali ve tescil davası ile davacı … tarafından davalı….. aleyhine Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan elatmanın önlenmesi davalarının birleştirilerek yargılanması sırasında davaya konu parsel hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle dava Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinde çekişmeli parsel tutanağı ile dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davacı …’in davasının reddine, davacı …’ın davasının kabulü ile çekişmeli parselin davacı … adına tesciline, taşınmaz üzerindeki kahvehanenin davalı ….’a ait olduğunun beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiş; hüküm, davacı … ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın davacı …’ın dayanağı olan 31.03.2006 tarih 4 nolu tapu kaydı ile 28.5.1978, 20.07.2003 ve 13.06.2004 tarihli adi senetlerin kapsamında kaldığı, … …’nın babası olan …’ın 2004 tarihli senet ile taşınmazın 1/2 payını …’e satmış ise de, daha önceki tarihte 2003 tarihli senet ile…’nin taşınmazın tamamını oğlu olan … …’ya satmış ve onun da tescil davası açarak taşınmazı adına tapuya tescil ettirmiş olması nedeniyle bu satışa değer verilemeyeceği kabul edilerek karar verilmiş ise de; yapılan değerlendirme dosya kapsamına uygun olmadığı gibi, inceleme ve araştırma da hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Davacı …, Feke Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 11.1.2004 tarih 2003/41 Esas, 2004/140 sayılı Kararı ile Hazine ve …. Köy Tüzel Kişiliği aleyhine tescil davası açarak adına tescil kararı almıştır. Bu davaya taşınmazın 1/2 payının kendisine ait olduğu iddiası ile … müdahil olmuş, 1.7.2004 tarihli oturuma katılmadığı için dosya işlemden kaldırılmış, 7.10.2004 tarihli oturumda ise müdahil yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş, daha sonra …’ın lehine verilen tescil hükmü 8. Hukuk Dairesi’nce onanarak karar kesinleşmiştir. Mahkemece yapılan keşifte yerel bilirkişi ve davacı …’ın tanığı, taşınmazın öncesinin…. ve …’e ait olduğunu,….’in köyden gitmeden önce kendi payını…’ye sattığını, ….’nin de daha sonra bu payı oğlu olan … …’ya devrettiğini belirtirken, … taşınmazın 1/2’sinin sahibi olan …’in izni ile taşınmaz üzerine kahvehane yaparak işlettiğini, taşınmazda mülkiyet iddiası olmadığını ifade etmiştir. … ise taşınmazın tamamını …’den aldığını daha sonra oğlu olan … …’ya devrettiğini, oğlunun Asliye Hukuk Mahkemesi’ne bu yerin tapusunu almak için dava açtığını duyan …’in kendisini tehdit etmesi üzerine 13.6.2004 tarihli senedi imzaladığını, senetteki imzanın kendisine ait olduğunu bildirmiştir. 13.6.2004 tarihli senette … taşınmazın 1/2 payının … (….) ….’e ait olduğunu belirterek bunu imzası ile tasdik etmiştir. 28.5.1978 tarihli senet ile de … taşınmazı …’a satmıştır. Bu satış taşınmazın tamamına ait kabul edilmiştir. Oysa, devreden malik değilse devralan malik sayılmaz, 1978 tarihli satışa ancak … payı yönünden değer verilebileceği düşünülmelidir. Nitekim 2004 tarihli senet ile…, …’in üstün hakkını kabul etmiştir. Doğru sonuca varılabilmesi için; taraflardan iddia ve savunmalarıyla ilgili tüm delilleri sorulup toplandıktan sonra mahallinde keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında tarafların dayanağını oluşturan 28.05.1978, 20.07.2003, 13.06.2004 tarihli satış senetlerinde imzası olan muhtar ve azalar ile tanıkların beyanlarına başvurulmalıdır. …’in Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 11.1.2004 tarih 2003/41 Esas, 2004/140 Karar sayılı ilamında taraf kabul edilip edilemeyeceği, ilamın … yönünden kesin hüküm oluşturup oluşturmayacağının tartışılarak, taşınmazdaki … payı aleyhine oluşmuş bir kesin hüküm olmadığının belirlenmesi halinde … payının hüküm altına alınması gerektiğinin göz önünde bulundurulması gerektiği düşünülmelidir. Bu şekilde araştırma ve inceleme yapılmadan, dosya kapsamına uygun bulunmayan değerlendirme ile karar verilmesi isabetsiz temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 12.04.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.