Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2011/1232 E. 2011/8437 K. 02.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1232
KARAR NO : 2011/8437
KARAR TARİHİ : 02.12.2011

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
KANUN YOLU : TEMYİZ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 137 ada 10 parsel sayılı 15683,08 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, hali arazi niteliğiyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, çekişmeli taşınmazın fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 1087 m2’lik bölümünün hali arazi vasfı ile Hazine adına, geriye kalan 14596,08 m2’lik bölümünün ise davacı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın temyize konu bölümü üzerinde kazandırıcı zamanaşımı ile taşınmaz edinme koşullarının davacı yararına gerçekleştiği kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Dava konusu taşınmaz devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu belirtilerek Hazine adına tespit edilmiştir. Mahkemece keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanları değerlendirilerek tespite aykırı sonuca varıldığı; halde çelişki giderilmeksizin hüküm oluşturulması isabetsizdir. Yetersiz keşif ve uygulamaya dayanılarak hüküm kurulamaz. Doğru sonuca varılabilmesi için; mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, ile taraf tanıkları ve tespit bilirkişileri katılımı ile yeniden keşif yapılarak, keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmaz bölümünün geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, taşınmazın öncesinin Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması halinde imar ve ihyaya konu edilip edilmediği, imar ve ihyaya konu edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak dayanakları ile denetlenmeli, dinlenen bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki olduğu takdirde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeli, alınacak beyanlara göre tespite aykırı sonuca ulaşılması halinde, tespit bilirkişileri arazi başında tanık sıfatıyla ve
gerekirse yüzleştirme yapılmak suretiyle dinlenilerek aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, ziraatçi bilirkişiden taşınmaz bölümünün toprak yapısı, bitki örtüsü ve niteliğini komşu parsellerin toprak yapısı ile karşılaştırmalı şekilde belirten, eski raporu da irdeler şekilde ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, jeolog bilirkişiden, taşınmazın arazi yapısı, taşlık ve toprak durumu oluşum şekli ve süreci çevresi ile ilişkisi, taşınmaz için açıldığı bildirilen sondaj kuyuları ve arazi yapısı ve miktarı itibariyle taşınmazın buradan sulanabilecek nitelikte olup olmadığı, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanım Kanunu’nun 3/j maddesi de dikkate alınarak taşınmazın sulu ya da kuru arazi sınıfında olduğu belirlenmeli ve bunun sonucunda da 40/100 dönüm kısıtlamalarının aşılıp aşılmadığı değerlendirilmeli, fen bilirkişisinden keşfi ve uygulamayı izlemeye elverişli ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, keşif sırasında çektirilecek fotoğraflar üzerinde çekişmeli taşınmaz işaretlettirilmeli ve onaylanarak dosyaya konulmalı, sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Böylesine bir araştırma, inceleme ve uygulama yapılmaksızın temyiz edilen kısım yönünden, eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı Hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 02.12.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.