Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2011/1273 E. 2011/8980 K. 15.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1273
KARAR NO : 2011/8980
KARAR TARİHİ : 15.12.2011

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 101 ada 578, 641, 642, 652, 653 ve 107 ada 17 parsel sayılı 1.837,66, 2.446,19, 13.398,40, 5.502,88, 9.546,88 ve 610,94 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … mirasçıları … ve arkadaşları adına tespit edilmiştir. Davacı …, miras yoluyla gelen hakka ve taksim yapılmadığı iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve çekişmeli parsellerin tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece; uzun süreli kullanımın ve bu kullanıma davacı tarafça itiraz edilmemesinin taksime karine teşkil ettiği kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de yapılan değerlendirme dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmazların ortak kök miras bırakan…’den kaldığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık yoktur. Uyuşmazlık, ortak kök muris… ölümünden sonra usulen taksim edilip edilmediği; davacının diğer mirasçılarla birlikte taksime katılıp katılmadığı hususundadır. Keşifte dinlenen 1931, 1956 doğumlu yerel bilirkişi, 1932, 1947, 1957 doğumlu tespit bilirkişileri ile, 1933 ve 1936 doğumlu davalı tanıklarının beyanlarına göre, taşınmazların ortak kök muris…’den kaldığı, murisin 1955 tarihinde ölümünden sonra 1967 ve 1968 tarihlerinde erkek çocukları arasında taksim edildiği, davacının taksime katılmadığı anlaşılmaktadır. Taksime dayanan taraf taksimin varlığını, taksimin tarihini ve taksime bütün paydaşların veya yetkili temsilcilerinin katıldıklarını, taksimde her bir paydaşa verilen paylar ile bunların akibetlerinin ne olduğunu, taksime katılmayan mirasçılar varsa bunlar tarafından usulsüz yapılmış taksime icazet verildiğini kanıtlamakla yükümlüdür. Sadece fiili taksime ses çıkarılmayıp, niza doğurulmamasının icazet anlamına gelmeyeceği nazara alınmalıdır. İspat külfeti kendisinde olan davalı taraf usulüne uygun olarak taksim yapıldığını kanıtlayamadığına göre, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 15.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.