Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2011/1338 E. 2011/1062 K. 07.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1338
KARAR NO : 2011/1062
KARAR TARİHİ : 07.03.2011

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 290 parsel sayılı 30.400 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, dava dışı 272 sayılı parsele uygulanan tapu ve vergi kaydının miktar fazlası olması nedeniyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir. İtirazı Kadastro Komisyonunda reddedilen davacı …, tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiasına dayanarak dava açmıştır. Yargılama sırasında … tapu kaydına dayanarak taşınmazın 1/2 payının adına tesçili için davaya katılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda müdahilin davasının kabulüne ve çekişmeli taşınmazın 1/2 payının …, 1/2 payının davalı Hazine adına tesçiline karar verilmiş; hüküm, davacı … ve davalı Hazine vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacı …’ın dayandığı tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazı kapsamadığı, çekişmeli taşınmazın katılan …’ın dayanağı olan tapu kaydı kapsamında kaldığı, katılanın tapu kaydı ile taşınmazın 1/2 payına sahip olduğu gerekçe gösterilerek davacının davasının reddine, müdahil …’ın davasının kabulü ile taşınmazın yarısının müdahil, yarısının Hazine adına tesçiline karar verilmiş ise de; mahkemece yapılan araştırma hüküm vermeye yeterli değildir. Dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 5.maddesi hükmü uyarınca yapılmadığı, aynı Yasa’nın 30.maddesi hükmünün uygulama olanağı bulunmadığı dikkate alınmadan ve dosya keşfe hazır hale getirilmeden keşif günü tayin edilerek ve keşif gideri suçüstü ödeneğinden karşılanarak tarafların gıyabında keşif yapılması ve tarafların savunma hakkı kısıtlanarak hüküm kurulması, müdahil Ahmet ve davacı dayanağı olan tapu kayıtlarının tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile getirtilip usulünce mahalline uygulanmadan, tüm deliller toplanıp değelendirilmeden karar verilmesi isabetsizdir. Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle davacı …’ın dayandığı T.Sani 303 D.tarih ve 72 sayılı tapu kaydı ile davalı tarafın dayandığı tespitte uygulanan 16.02.1966 tarih ve 44 sayılı tapu kaydı oluşumundan itibaren tüm tedavülleri ile Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, kayda dayanan tarafın kayıt maliki ya da malikleri ile akdi, irsi ilişkisi saptandığı takdirde dayanılan kayıtların dava dışı başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği, Tapu Sicil Müdürlüğünden ve Kadastro Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise Kadastro Müdürlüğünden dava konusu taşınmazla birlikte revizyon gördüğü dava dışı taşınmazları ve bu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita getirtilmeli, tarafların tüm delilleri sorulup saptandıktan sonra dayandıkları tüm kayıt ve belgeler de getirtilmeli, davacı ve müdahil davacının aynı kayda dayanarak açtıkları ve derdest bulunan dava dosyalarının birleştirilip birleştirilemeyeceği yönü üzerinde durulmalı, dosya keşfe hazır hale geldiğinde keşfe karar verilirken 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 36.maddesi dikkate alınmalı, bundan sonra yöreyi iyi bilen yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, taraf tanıkları ile taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, dayanılan tapu ve vergi kayıtları yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice, bilinemeyen sınırlar yönünden tanık bilgisine başvurulmalı, uzman bilirkişiden keşfi denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı rapor alınmalı, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve dayanakları belgelerle denetlenmeli, dava konusu taşınmazın taraflardan hangisinin tapu kaydı kapsamında kaldığı duraksamaya yer bırakmayacak biçimde saptanılmalı, taşınmazın dayanılan tapu kayıtları kapsamında kaldığının belirlenmesi halinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 13/B-c maddesi gereğince tapu kayıtlarının hukuki değerini yitirip yitirmediği ya da hangi kayda değer verileceği araştırılarak değerlendirilmeli, taşınmazın dayanılan kayıtların kapsamında kalmaması durumunda ise, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin sürdürülüş biçimi ve süresi yöntemince belirlenmeli, çekişmeli taşınmazın doğusunun mera parseli ile çevrili olduğu ve meraya ait tespitin kesinleştiği de nazara alınarak, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14.maddesinde öngörülen zilyetlikle mülk edinme şartlarının davacı ya da müdahil taraf yararına oluşup oluşmadığı araştırılmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı … ile davalı Hazine vekillerinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 07.03.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.