Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2011/1789 E. 2012/2183 K. 12.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1789
KARAR NO : 2012/2183
KARAR TARİHİ : 12.03.2012

MAHKEMESİ : AKSARAY KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında Akçakent Köyü 1753 parsel sayılı 113.700 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, dava dışı 1752 parsel sayılı taşınmazın miktar fazlası olduğu belirtilerek 15.03.1978 tarihinde Hazine adına tespit edilmiştir. Davacının murisi Eşe Dinke, 20.04.1976 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı tescil davasında çekişmeli parselin 1752 parsel ile bütün olduğunu belirtip adına tescilini talep etmiştir. Davacı tarafından davalılar Hazine ve Köy Tüzel Kişiliği aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tescil davası davaya konu olan parsel hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinde çekişmeli parsel tutanağı ile dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, çekişmeli parselin 1752 parsel ile bütünlük gösteren 80.000 m2’lik bölümünün davacı adına tesciline karar verilmiş; hüküm, Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli 1753 parselin dava dışı 1752 parsel ile bütünlük gösteren 80.000 metrekarelik bölümünde davacı yönünden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirtilerek hüküm kurulmuş ise de araştırma ve uygulama hüküm kurmak için yeterli değildir. Çekişmeli taşınmazın 20 dönüm fazlası olarak Hazine adına tespit edildiği, davacının zilyetliğe dayanarak dava açtığı ve dava konusu taşınmazın sınırında mera bulunduğu dikkate alındığında davada mera araştırması yapılması zorunludur. Her ne kadar bu hususta araştırma yapılmış ise yapılan araştırma yetersizdir, ayrıca çekişmeli 1753 parselin tutanak aslı da dosya içinde bulunmamaktadır. Kadastro davalarında tutanak aslının dosyada bulunması zorunludur. Doğru sonuca varılabilmesi için çekişmeli taşınmazın tutanak aslı dosyaya getirtilmeli, mahallinde yerel bilirkişiler ve tanıklar huzuru ile yeniden keşif yapılarak, çekişmeli taşınmaz ile komşu mera parseli arasında ayırıcı nitelikte bir unsur bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mahkemece yapılacak gözlem tutanağa geçirilmeli, taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından, ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, taşınmazın öncesinin mera, yaylak veya kışlak olup olmadığı, zaman içinde sınırlarında genişleme olup olmadığı hususunda yerel bilirkişi ve tanıklardan maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanakları ve dayanakları

ile denetlenmeli, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin tutanaktaki beyanlara aykırı düşmesi halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilerek beyanlar arasındaki çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli, 3 kişilik ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmazın tarımsal niteliğini bildiren, komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde çekişmeli taşınmazın toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve diğer yönlerden komşu mera parselinden nasıl ayrıldığını açıklayan, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş ayrıntılı rapor alınmalı, fen bilirkişisine keşif ve uygulamayı denetlemeye elverişli, ayrıntılı ve çekişmeli taşınmaz ile komşu mera parselinin konumlarını yan kesit krokisi ile gösteren rapor ve harita düzenlettirilmeli, dosyada mevcut Aksaray Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.02.1968 tarih 1965/1335 Esas, 1968/85 Karar sayılı kesinleşen ilamı ile dayanağı 20.02.1966 tarihli kroki mahalline uygulanmalı, tarafların dayandıkları delillerin lehlerine olduğu kadar aleyhlerine de olabileceği hususu değerlendirilmeli, Asliye Hukuk Mahkemesinden aktarılan dosyanın kapsamı sağlıklı biçimde belirlenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Kabule göre de; davacı adına tescile karar verilen taşınmaz bölümü yönünden ifraz krokisi düzenlenmediği gibi, kalan kısım yönünden de hüküm kurulmaması isabetsizdir. Mahkemece, bu hususlar göz ardı edilerek eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, Hazinenin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 12.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.