YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1865
KARAR NO : 2011/4409
KARAR TARİHİ : 19.09.2011
MAHKEMESİ :AĞIR CEZA MAHKEMESİ
Nafaka hükümlerine uymamak eyleminden sanık …’nun, 2004 sayılı İcra ve İflas Yasası’nın 344. maddesi gereğince üç ay tazyik hapsi ile cezalandırılmasına dair İzmir 9. İcra Ceza Mahkemesinin 06/07/2010 tarihli ve 2010/959 esas, 2010/1220 sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 20/08/2010 tarihli ve 2010/825 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 29/06/2009 tarihli ve 2009/4392-4761 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, birikmiş nafaka alacağının adi alacak hükmünde olması ve bu nitelikteki bir borcun nafaka alacağını ödememe suçunu oluşturmayacağının anlaşılması karşısında, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan, anılan hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca bozulması gereğine işaret edilmiştir. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Dosya kapsamına göre, Karşıyaka 2.Aile Mahkemesinin 2010/192 esas sayılı dosyasında, 12/4/2010 tarihli celsede davacı … lehine 23/2/2010 dava tarihinden başlamak üzere aylık 500,00 TL tedbir nafakasına karar verildiği, alacaklı vekili tarafından İzmir 23.İcra Müdürlüğünün 2010/6233 sayılı dosyası ile 500,00 TL tedbir nafakası, 6,16 TL işlemiş faiz ve 500,00 TL tedbir nafakası ve 2,71 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.008,87 TL nafaka alacağının tahsili için 14/04/2010 tarihli icra takibi başlatıldığı, icra emrinin 19/04/2010 tarihinde borçlu asile, 27/05/2010 tarihinde de vekiline tebliğ edildiği, borcun ödenmemesi üzerine müşteki vekili, 1/6/2010 tarihinde İcra Mahkemesine verdiği dilekçe ile 27/4/2010 tarihinden 27/5/2010 tarihine kadar şubat, mart ve nisan aylarına ilişkin nafaka borcunu ödemediğini ileri sürerek sanığın cezalandırılmasına karar verilmesini talep ettiği, İzmir 9. İcra Mahkemesince yapılan yargılama sonunda 06/07/2010 tarihli ve 2010/959 esas, 2010/1220 sayılı karar ile 2004 sayılı İcra ve İflas Yasası’nın 344. maddesi gereğince sanığın üç ay tazyik hapsi ile cezalandırılmasına karar verildiği, yapılan itirazı da mercii İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesince 20/08/2010 tarih ve 2010/825 değişik iş sayılı karar ile itirazın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
İcra emri 19/4/2010 tarihinde borçlu sanığa, 27/5/2010 tarihinde de vekiline tebliğ edilmiştir. Hukuk Genel Kurulunun 2/7/2003 tarih ve 12/442-445 sayılı kararındaki “Takip dayanağı ilam kapsamında davacı/borçlunun kendini vekille temsil ettirdiği belirginken, vekil yerine asile yapılan tebligat hükümsüzdür. İcra dosyasında borçlu vekilinin vekaletnamesinin bulunup bulunmaması da sonuca etkili değildir.” şeklindeki değerlendirmeden de anlaşılacağı üzere, icra emrinin borçluya değil, vekiline tebliğ edildiği tarihin esas alınması zorunludur.
Sanığın üzerine atılı bulunan nafaka borcunun ödememe suçunun oluşabilmesi için icra emrinin tebliği ile şikayet tarihi arasında işlemiş en az bir aylık nafaka borcunun bulunması gerekmekte olup, icra emrinin 27/05/2010 tarihinde borçlunun vekiline tebliğ edildiği ve yedi günlük süre beklenmeden 01/06/2010 tarihinde şikayette bulunulduğu dikkate alındığında, şikayetin takip kesinleşmeden yapıldığının, eş anlatımla atılı suçun oluşmadığının kabulü gerekir. Hal böyle olunca itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi isabetsizdir.
İcra emrinde birikmiş nafaka borcu ile birlikte cari nafaka borcunun da bulunduğu, kanun yararına bozma isteminde yalnızca birikmiş nafaka borcunun adi alacak olması nedeniyle atılı suçun oluşmadığı belirtilerek kararın bozulması isteminde bulunulmuştur. Her ne kadar kanun yararına bozma istemlerinde tebliğnameye bağlılık kuralı var ise de, esasen istemin suçun oluşmadığına yönelik olması nedeniyle tebliğnamenin kabulü gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, Yargıtay C.Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname değişik gerekçe ile yerinde görüldüğünden, İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 20/8/2010 tarih ve 2010/825 değişik iş sayılı kararının BOZULMASINA,
Bozma üzerine 5271 sayılı CMK’nun 309/4-d maddesi gereğince yeniden uygulama yapılması gerektiğinden;
Borçlu sanık …’nun nafaka borcunu ödememe eyleminden dolayı tazyik hapsi cezasıyla cezalandırılmasına yer olmadığına, hakkındaki cezanın çektirilmemesine, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 19.09.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.