YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2057
KARAR NO : 2011/8748
KARAR TARİHİ : 09.12.2011
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
KANUN YOLU : TEMYİZ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 223 ada 5 parsel sayılı 0276,56 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tarla niteliği ile dava dışı taşınmazlara da revizyon gören, pay tapu kayıtlarına, haricen pay satın almaya ve paylaşmaya dayanılarak davalılar …, … …, … … adlarına tespit edilmiştir. Davacı … … ve arkadaşları aynı tapu kaydına ve paylaşmaya dayanılarak kendileri adına tespit edilen aynı ada 4 sayılı parsele dahil olması gereken bir bölüm yerin, dava konusu taşınmaz içinde ölçüldüğünü ileri sürerek bu bölümün iptali ve 4 sayılı parsele eklenmesi istemiyle dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacıların davasının reddine ve taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı ve davalının taşınmazları arasındaki sınırın mevcut taş duvar olması gerektiği gerekçesi ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma ve inceleme, hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacı tanıkları, davacının evi ile davalının taşınmazı arasında en az 2 metre mesafe bulunduğunu bildirmişler ve davacının evinin kapısının kendisine ait olduğu için dava edilen taşınmaz bölümüne baktığını belirtmişlerdir. Bu husus üzerinde yeterince durulmamış; fen bilirkişi raporuna göre dava konusu taşınmazın batı sınırı boyunca uzandığı görülen taş duvarın taşınmazlar arasında ne şekilde sınır oluşturduğu üzerinde de durulmamıştır. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için mahallinde yaşlı, tarafsız ve yöreyi iyi bilen kişilerden seçilecek yerel bilirkişi kurulu ile yine aynı yöntemle belirlenecek tanıklar yardımı ve refakate alınacak uzman fen bilirkişisi de hazır olduğu halde yeniden keşif yapılarak özellikle yerel bilirkişilerden ve taraf tanıklarından her iki tarafın kullandığı yerler ve taksim sınırları ve kullanımın ne şekilde olduğu da sorularak detaylı bilgi alınmalı, çelişki oluştuğu takdirde yüzleştirme yapılarak bu çelişki giderilmeli, gerektiğinde tespit bilirkişileri dinlenmeli ve davacı tarafın kullandığı yerler belirlenmeli, fen bilirkişisine keşfi izlemeye ve tanık ve bilirkişilerin beyanlarını denetlemeye elverişli, taraflarca kullanıldığı bildirilen yerleri, özellikle de davacının kapısının bulunduğu yeri gösterir detaylı ve ölçekli kroki düzenlettirilmeli, fen bilirkişisi raporuna, mevcut sınır yerleri, eski sınır yerleri taş duvar ve davacının evinin kapısının
açıldığı yerleri gösterecek şekilde, keşifte çektirilerek onaylanan fotoğraflar da eklenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar gözardı edilerek, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davacının temyiz itirazları açıklanan nedenle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 09.12.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.