YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2248
KARAR NO : 2011/8591
KARAR TARİHİ : 07.12.2011
MAHKEMESİ : … 2. İCRA MAHKEMESİ
Alacaklısını zarara sokmak kastiyle mevcudunu eksiltmek suçundan sanık …’un İİK.’nun 331, TCK’nun 52/1 maddeleri uyarınca 6 ay hapis ve 100,00 TL adli para cezasıyla; sanıklar … ve …’in İİK.’nun 331 ve TCK’nun 52/1, 5, 39/1 maddeleri uyarınca ayrı ayrı 3’er ay hapis ve 50,00’şer TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiş, hüküm yasal süresi içerisinde sanıklar müdafii tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istemli tebliğnamesiyle dosya, Daireye gönderilmiş olmakla, inceleme belgeler okunarak; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Müşteki vekili tarafından mahkemeye sunulan 10.07.2006 tarihli mazeret dilekçesinde, “…bugün yapılacak duruşmaya katılamayacağım, verilecek duruşma gününün tarafıma bildirilmesi talebi nedeniyle mahkemece 10.07.2006 tarihli oturumda müşteki vekilinin mazeretinin kabulüyle duruşmanın 11.09.2006 tarihine bırakılmasına, duruşma gününün kendisine bildirilmesine karar verilmesine rağmen ertelenen oturum gününün müşteki vekiline bildirildiğine dair dosya içerisinde herhangi bir belgeye rastlanmadığı, bunun sonucu olarak da ertelendiği 11.09.2006 tarihli duruşmaya katılmamakla birlikte, mahkemece 11.09.2006 tarihli oturumda müşteki vekilinin gelmediği tutanağa yazılmasına karşın, yargılamaya devam olunduğu, duruşmanın ertelendiği 09.10.2006 günlü ve sonraki tarihli oturumlara müşteki vekilinin iştirak ettiği tüm dosya içeriğinden anlaşılmaktadır. Müşteki vekilinin 11.09.2006 tarihli duruşmaya katılmadığı duruşma tutanağından sabit ise de, mazeretinin kabul edildiği 10.07.2006 günlü oturumda duruşma gününün bildirilmesine karar verilmesine rağmen, tebliğ edildiğine ya da bir şekilde bildirildiğine dair dosya içerisinde bir bilgi veya belge bulunmaması ve bir sonraki 09.10.2006 ve sonraki tarihli oturumlara iştirak etmesi karşısında, duruşmaya katılmamasının kendi hatasından kaynaklanmaması nedeniyle şikayet hakkının düşürülmesine karar verilmesinin, ilgilinin hak kaybına yol açacağı sonucuna varılmıştır.
Davanın esası hakkında verilen karar yönünden yapılan incelemede ise;
Sanık …, müşteki vekili tarafından … 2.İcra Müdürlüğünün 2005/3870 esas sayılı dosyası ile ilamlı takipte ödeme emrini 16.06.2005 tarihinde tebellüğünü müteakip, 23.06.2005 tarihinde verdiği mal beyanında bildirmediği … Turizm Nakliyat İnşaat ve Tic. Ltd. Şti.’deki hissesini hemen ertesi günü 24.06.2005 tarihinde diğer sanık aynı zamanda ortağı olan …’e devrettiği dosya içerisindeki
bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Ödeme emrini tebellüğden çok kısa bir süre sonra ve 23.06.2005 tarihinde sunduğu mal beyanında bildirmediği anılan şirketteki hissesini, beyanda bulunduktan bir gün sonra şirket ortağına devrettiği dikkate alındığında, yapılan devir işleminin alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik olduğunun ve suça iştirak eden diğer sanık …’in de sanık …’un aynı zamanda şirket ortağı olması nedeniyle hisse satışının alacaklıdan mal kaçırma kastiyle yapıldığını bildiğinin kabulü gerekir. Hal böyle olunca, sanıklar … ve … yönünden atılı suçun oluştuğu yönünde kuşku bulunmadığından, adı geçenlerin temyiz itirazlarının reddi ile bunlar yönünden verilen hükmün ONANMASINA,
Ancak; sanıklardan …’ın asıl borçlu olan sanık …’un değil, icra takip dosyasında borçlu görünmeyen …’un hissesini devraldığı göz önünde bulundurulduğunda, sanık …’ın suça iştirak etmediği, eş anlatımla atılı suçtan beraati yerine mahkumiyetine hükmolunması isabetsiz olup, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmekle usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün BOZULMASINA, 07.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.