YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3438
KARAR NO : 2011/10087
KARAR TARİHİ : 28.12.2011
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
KANUN YOLU : TEMYİZ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 126 ada 13 parsel sayılı 3955 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalılar … ve arkadaşları, 126 ada 14 parsel sayılı 1891,78 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davacı …, 126 ada 15 parsel sayılı 6089,61 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan yerlerden olduğu belirtilerek davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, 126 ada 14 parsel sayılı taşınmazının tapulu olduğunu, kadastro tespiti sırasında yüzölçümünün eksik yazıldığını belirterek dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davacının davasının kısmen kabulüne, 126 ada 14 parsel ve 15 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tesciline, 126 ada 13 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile fen bilirkişisinin 13/09/2010 havale tarihli rapor ve krokisinde (13/B) olarak gösterilen 435,45 m2 yüzölçümündeki bölümünün çayır vasfı ile aynı ada son parsel numarası verilerek davacı adına, (13/A) harfi ile gösterilen 3519,71 m2 yüzölçümündeki bölümünün tespit gibi tespit malikleri adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı tarafından sunulan 1289 tarihli ve 263 sıra nolu tapu kaydının intikal görmediği ve davacı ile kayıt maliki arasında mirasçılık ilişkisi olup olmadığının anlaşılamadığı gerekçesiyle zilyetliğe değer verilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar vermek için yeterli bulunmamaktadır. Mahkemece tapu kaydının, revizyon görüp görmediği araştırılmamış, varsa revizyon gördüğü tüm parseller ve dava konusu taşınmazlar birlikte değerlendirilmek suretiyle yöntemince uygulanıp kapsamı belirlenmemiş, fen bilirkişisine uygulamayı gösterir denetime elverişli kroki tanzim ettirilmemiş, kayıt uygulamasında komşu parsel tapu kayıtlarından yararlanılmamış, tapu malikleri… ve … ile davacının irs ilişkisinin kanıtlanması için davacıya gerekli süre verilmemiştir. Ayrıca ziraatçi bilirkişiden taşınmazların niteliği açısından ziraatçi bilirkişiden rapor alınmamış ve denetimin sağlanabilmesi açısından keşifte taşınmazın fotoğraflarının çektirilmemiş olması nedeniyle, zilyetlik yönünden yapılan araştırma da yetersizdir. Sağlıklı sonuca
varılabilmesi için, tapu kaydının oluşum belgeleri ve haritası ile çekişmeli taşınmaza komşu parsellerin dayanağı olan belgeler ve tapu kaydının revizyon gördüğü tüm taşınmazların onaylı tutanak suretleri getirtilip dosya tamamlandıktan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerle, tespit bilirkişileri ve taraf tanıkları katılımı ile yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında tapu kaydının oluşumundan itibaren tüm tedavülleri ve dayanağı olan tüm belgeler okunup, kayıtlarda yazılı sınırlar yerel bilirkişilerce zeminde tek tek göstertilmeli, …, … ve … yerleri belirlenmeli; kayıtlarda yazılı olup yerel bilirkişilerce gösterilemeyen sınırların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, bilirkişi ve tanıkların zeminde gösterdiği sınırlar teknik bilirkişiye haritasında işaret ettirilmeli, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, yerel bilirkişi, taraf tanıkları ve tespit bilirkişilerinin beyanları arasında çelişki doğduğu takdirde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeli, beraberde götürülecek teknik bilirkişiden uygulanan kayıtların kapsamını belirtir, keşfi takibe imkan verir, dayanak tapu kaydının kapsamını gösterir ayrıntılı ve gerekçeli kroki ve rapor alınmalıdır. Tapu kaydının çekişmeli taşınmazları kapsamadığının anlaşılması halinde; taşınmazların geçmişte kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, öncesinin mera, yaylak veya kışlak olup olmadığı, taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması halinde imar ve ihyaya konu edilip edilmediği, imar ve ihyaya konu edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği hususlarında yerel bilirkişi ve tanıklardan maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanakları ve dayanakları ile denetlenmeli, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin tutanaklardaki beyanlara aykırı düşmesi halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilerek beyanlar arasındaki çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli, zilyetlik durumu tereddüde yer bırakmayacak şekilde saptanmalı, 3 kişilik ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmazların toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve tarımsal niteliğini belirtir ve önceki ziraatçi bilirkişi raporunu da irdeler şekilde bilimsel verilere dayalı, taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, taşınmazların kültür arazilerinden çayır niteliğinde olup olmadığı kesin olarak saptanmalı ve mahkemenin bu konudaki gözlemi de keşif tutanağına geçirilmeli, taşınmazın biçenek niteliğinde olması halinde düzenli olarak ot biçmek suretiyle sürdürülen zilyetliğe de değer verilebileceği göz önünde bulundurulmalı, kayıt ve belgesiz olarak edinilebilecek miktarla ilgili olarak 3402 sayılı Yasa’nın 14. maddesinde öngörülen sınırlamalar yönünden de araştırma ve inceleme yapılmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Mahkemece, bu hususlar göz ardı edilerek eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davacının temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 28.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
G/K