Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2011/3733 E. 2012/3620 K. 19.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3733
KARAR NO : 2012/3620
KARAR TARİHİ : 19.04.2012

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında temyize konu 109 ada 84 parsel sayılı 5953,50, 109 ada 289 parsel sayılı 18499,32, 109 ada 301 parsel sayılı 22.877,45, 111 ada 85 parsel sayılı 7939,18, 118 ada 58 parsel sayılı 6967,60, 118 ada 85 parsel sayılı 11.085,89, 132 ada 90 parsel sayılı 6537,85, 134 ada 38 parsel sayılı 3804,01, 136 ada 112 parsel sayılı 4247,83, 136 ada 115 parsel sayılı 11.919,86, 136 ada 117 parsel sayılı 6175,57 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile … adına tespit edilmiştir. Davacılar …, miras yolu ile gelen hak, tapu kaydı, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulü ile çekişmeli taşınmazların eşit payla davacılar adına tescillerine karar verilmiş; hüküm, davalılar … … ve müşterekleri tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazların bir kısmının davacıların dayandığı tapu kaydının kapsamında kaldığı, bir kısmının senet kapsamında kaldığı ve bir kısım taşınmaz açısından da zilyetlikle iktisap şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Davacıların dayandıkları 18.04.1973 tarih ve 3 sıra nolu ve 18.04.1973 tarih ve 5 sıra nolu tapu kayıtlarının tesis ve tedavülleri getirtilmemiş, 18.05.1971 tarihli senet yeterli bir şekilde uygulanmamış, komşu parsel tutanak ve dayanakları tesisinden itibaren celp edilip keşifte uygulanarak bilirkişi ve tanık beyanları denetlenmemiştir. Keşifte alınan beyanlar ihtilafın çözümü için yetersiz ve soyut niteliktedir. Keşif tutanağında keşfe katıldığı belirtilen fen bilirkişisi, ziraatçı bilirkişi ve davacı ile davacı vekilinin imzaları yer almamaktadır. Doğru sonuca ulaşabilmek için öncelikle, davacıların tutundukları tapu kayıtları tesis ve tedavülleri ile oluşumuna esas olan tüm kayıtlar ve haritalar, dosyaya getirtilmeli, çekişmeli taşınmazlara komşu parsellerin onaylı tutanak suretleri ile varsa dayanağı olan belgeler getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler aynı yöntemle belirlenecek taraf tanıkları ve tüm tespit bilirkişileri huzuruyla yeniden
keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında tarafların tutundukları tapu kayıtları ve dayanağı olan belgeler ile 1971 tarihli senet ayrı ayrı okunarak hudutları yerel bilirkişilerce zeminde tek tek gösterilmeli, yerel bilirkişilerce gösterilmeyen hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, bilirkişi ve tanıkların zeminde gösterdiği hudutlar teknik bilirkişiye haritasında işaret ettirilmeli, tapu kayıtlarının dayanağı haritalarının bulunması halinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20/A maddesi uyarınca teknik bilirkişi aracılığıyla zemine uygulanarak kayıtların kapsamı haritasına göre belirlenmeli, bilirkişi ve tanıkların kayıt uygulaması ile ilgili beyanları komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, teknik bilirkişiye uygulanan senet ve tapu kayıtlarının kapsamını belirtir ve keşfi takibe imkan verir ayrıntılı rapor ve harita düzenlettirilmeli, taşınmazların tümünün ya da bir bölümünün tapu kayıtları kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız tespit edilmeli, tespite aykırı sonuca varıldığı takdirde tespit bilirkişileri dinlenilmeli, mahkemenin taşınmazların konumu ve niteliği ile ilgili ayrıntılı gözlemi keşif tutanağına geçirilmeli, taşınmazların üzerinde kimin, hangi sıfatla, ne zamandan beri zilyet olduğu bilirkişi ve tanık beyanları ile tespit edilmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Belirtilen yönler göz ardı edilerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davalı … … ve müşterekleri vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 19.04.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.