YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3766
KARAR NO : 2012/2424
KARAR TARİHİ : 15.03.2012
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle; “davalı vekilinin hükme esas alınan beyanının geçerli bir kabul beyanı niteliğinde olmadığı belirtilerek, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda tüm deliller toplanarak sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda çekişmeli 583 sayılı parselin eşit paylarla davacılar ve … adlarına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılar … ve … mirasçıları tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın, …’nın yeri olarak bilindiği ve … tarafından kullanıldığı, …’nın …’ın ataları olduğu kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan değerlendirme dosya kapsamına uygun bulunmadığı gibi araştırma, inceleme ve uygulama da hükme yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmaz Asliye Hukuk Mahkemesinde davalı olması nedeniyle malik hanesi açık olarak tespit edilmiştir. Davacı … tarafından davalı …’in torunu olan … aleyhine Asliye Hukuk Mahkemesine açılan el atmanın önlenmesi davası Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Aktarılan bu davada davacı …, murisleri adına tapuya kayıtlı olan taşınmazda davalı tarafın murisi olan …’e, 17.05.1926 tarihli senetle hakkı verildiği halde, davalılarca taşınmazı kullanmak suretiyle yapılan el atmanın önlenmesini istemiştir. Mahkemece, davacı dayanağı olan K.Sani 1288 tarih 109 numaralı tapu kaydının ve noterce tasdikli tercümesi bulunan 17.05.1926 tarihli pay devrine dair senedin dava konusu taşınmaza ait olup olmadığı belirlenmeden, dosya içerisinde bulunan birbiri ile çelişen veraset ilamları arasındaki çelişki giderilmeden, her ne kadar davacılardan Salman kızı … tarafından Divriği Sulh Hukuk Mahkemesinde açılmış dava sonucu 14.12.1989 tarih 1986/33 Esas, 1989/286 Kararla muris Mansur Mansuroğlu’nun … isimli bir kızı olmadığı belirtilerek 6.2.1985 tarih 1984/156 Esas, 1985/20 Karar sayılı veraset ilamının iptaline ve murisin, Salman ve Mercan isimli çocuklarının ve bunların mirasçılarının bulunduğu başkaca mirasçısı olmadığına karar verilmiş ise de, davanın hasımsız açılması, tüm mirasçıların taraf olmaması nedeni ile bu ilamın verasetin iptali niteliğinde olmadığı gözardı edilerek gerekçesi anlaşılamayacak şekilde hüküm kurulması isabetli değildir. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için; komşu parsellerin tutanak ve dayanağını oluşturan belgeler ile varsa dayanakları olan kayıtlar getirtilip dosya ikmal edildikten sonra
mahallinde yaşlı ve yöreyi iyi bilen şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları yardımı ile taşınmazın başında yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında davacı tarafın dayanağı olan K.Sani 1288 tarih 109 numaralı tapu kaydı ve 17.05.1926 tarihli senet okunup, yazılı hudutlar yerel bilirkişilerden sorulup, zeminde göstermeleri sağlanmalı, gösterilen hudutlar teknik bilirkişiye harita üzerinde işaretlettirilmelidir. Kayıtlarda yazılı olup yerel bilirkişiler tarafından gösterilemeyen hudutların tesbiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, bu suretle kaydın ve senedin kapsamı duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmelidir. Keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazın tasarruf şekli hususunda maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalıdır. Tapu kaydının çekişmeli taşınmazı kapsamadığının anlaşılması halinde taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, tarafların kök miras bırakanı Mansur Mansuroğlu’na ait ise mirasçılarının kimler olduğu, davacı ve davalı tarafın mirasçı olduklarının belirlenmesi halinde miras paylarının devrinin söz konusu olup olmadığı veya mirasçılar arasında usulüne uygun bir taksim olup olmadığı araştırılmalıdır. 17.05.1926 tarihli senetteki sınırların dava konusu taşınmaza mı yoksa başka bir taşınmaza mı ait olduğu; buna göre taşınmazın, bu senet kapsamı olarak Zülküflü oğlu Hacı zevcesi olan …’e bırakılan yer olup olmadığı; öyle ise, bu miras payına karşılık olarak mı davalıların murisi …’e verildiği belirlenmeli, taşınmazın malik hanesinin açık olması nedeniyle mahkemenin 3402 sayılı Yasa’nın 30. maddesi gereğince gerçek hak sahibinin belirlenmesi yönünden re’sen aştırma ve inceleme yapılması gerektiği de göz önüne alınarak ve tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 15.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.