Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2011/3883 E. 2012/5378 K. 18.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3883
KARAR NO : 2012/5378
KARAR TARİHİ : 18.06.2012

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 318 ada 12 parsel sayılı 5663,99 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı nedeni ile davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, tapu kaydına dayanarak taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden Hazineye intikal eden yerlerden olduğu iddiası ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, çekişmeli taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kaldığının kanıtlanamadığı gerekçesi ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Davacı Hazine temsilcisi, tapu kaydına dayanmışsa da dosya içinde dayandığı tapu kayıt numarasına rastlanılmamıştır. Ancak fen bilirkişisi tarafından düzenlenen ek raporda davacı tapu kaydının uygulandığından söz edilmekte ise de keşif tutanağında davacı dayanağı tapu kaydının uygulandığına dair bir ayrıntı bulunmadığı gibi, fen bilirkişisi raporunda uygulandığı belirtilen tapu kaydı da dosyaya getirtilmemiştir. Bu durumda tapu uygulaması yapılıp yapılmadığı anlaşılamadığı gibi, fen bilirkişi raporundan da uygulamanın denetlenmesi mümkü bulunmamaktadır. Doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle çekişmeli taşınmaza komşu parsellerin kesinleşmiş tutanak örnekleri ile davalı iseler ilgili mahkeme ilamları, davacı Hazine’nin dayanağı olan tapu kaydı ile tesisine esas belgeler ve varsa haritası getirtilip, dosya içine konulmalı, bundan sonra, mahallinde yaşlı, tarafsız ve yöreyi iyi bilen kişiler arasından seçilecek yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları, ziraatçi bilirkişi ve uzman fen bilirkişisi de hazır olduğu halde yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte davalının dayanağı olan tapu kaydının haritaya dayalı olduğu göz önünde bulundurularak davalının tapu kaydı ile varsa davacının dayandığı tapu kaydının haritası birlikte, 3402 sayılı Yasa’nın 20. maddesinde belirtilen esaslar çerçevesinde yerel bilirkişi aracılığı ile yöntemince uygulanmalı, davalı tapu kaydının haritadaki şekil itibariyle eylemli olarak doğuda bulunan yol sınırının batıda olması halinde şeklen taşınmaza uyabileceği göz önünde bulundurulmalı, tapu kayıt sınırlarında yönlerin değişik yazılmış olup olamayacağı yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak; çekişmeli taşınmaza komşu taşınmazların önceki malikleri ile kayıttaki malikler arasındaki ilişki araştırılmalı, tapu kayıtlarının kapsamları kesin olarak belirlenmelidir. Tapu kayıtlarının iç içe geçmeleri halinde davalı tarafın dayandığı tapu kaydının Hazinenin taraf olduğu tescil ilamı ile oluşmuş olması nedeni ile Hazine yönünden bağlayıcı olup kesin hüküm teşkil edeceği göz önünde bulundurularak davalının dayandığı tapu kaydına değer verilmeli, taşınmazın kısmen ya da tamamen davalı taraf tapu kaydının dışında Hazine tapu kaydının kapsamında kalması halinde taşınmazın öncesinin kaçak ve yitik kişilerden kalan yerlerden olup olmadığı konusunda yerel bilirkişi ve tanıkların ayrıntılı beyanları alınmalı, Hazinenin tapu kaydının dayanağı olan belgeler içerisinde mevcut tutanaklar var ise bu tutanaklarda bilirkişi ve tanık olarak dinlenen kişilerin hayatta olduklarının anlaşılması halinde bu kişiler de tanık sıfatı ile çağrılıp dinlenmeli ve davacı Hazine dayanağı tapu kaydının ihdasına kadar davalı yararına zilyetlikle iktisap şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği, taşınmaz tapu kapsamında kalmıyorsa kadastro tespit gününe kadar, davalı yararına zilyetlikle iktisap şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği açıklığa kavuşturulmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu yön gözardı edilerek, eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davacı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 18.06.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.