YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3916
KARAR NO : 2012/5649
KARAR TARİHİ : 21.06.2012
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 106 ada 23 parsel sayılı 5520 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve hibe nedeniyle eşit paylarla davacı …, davalılar Mustafa Tekin, … Tekin, Fatma Tekin, Kazım Tekin, Kezban Tekin, Durdane Tekin adına tespit edilmiştir. Davacı …, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacının dayandığı senedin dava konusu taşınmaza uymasına rağmen zilyetliğin devrinin gerçekleşmediği ve dava konusu taşınmazın tarafların kök murisinden kalan bir yer olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli bulunmamaktadır. İhtilaf dava konusu taşınmazın öncesinde tarafların kök murisi … …’e ait bir yer ya da …e ait olan bir yer olup olmadığına ilişkindir. Mahkemece, davacının tutunduğu senette şahit olarak adları geçen … …ve … Kapıcı dinlenmemiştir. Keşif sırasında dava konusu taşınmazın öncesinde kime ait olduğu konusunda mahalli bilirkişiler ……. ve…ün beyanları ile tespit bilirkişisi … ‘nın ve davalı tanıkları …’un, …’ün beyanları arasındaki çelişki giderilmemiştir. Doğru sonuca varılabilmesi için mahallinde elverdiğince yaşlı, tarafsız ve yöreyi iyi bilen yerel bilirkişiler, davacının tutunduğu senetteki şahitler, taraf tanıkları ve tespit bilirkişileri ile yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte taşınmazın öncesinde tarafların ortak murisi … Tekin’e mi yoksa…’e mi ait olduğu, kim tarafından hangi sıfatla hangi süreyle kullanıldığı ayrı ayrı sorulmalı, tespite aykırı sonuca ulaşılması halinde tespit bilirkişilerin tümü tanık sıfatı ile dinlenilerek çelişkinin giderilmesine çalışılmalıdır. Mahkemece belirtilen şekilde araştırma ve inceleme yapılmaksızın yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 21.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.