Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2011/462 E. 2011/6549 K. 25.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/462
KARAR NO : 2011/6549
KARAR TARİHİ : 25.10.2011

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 103 ada 17, 138 ve 107 ada 16 parsel sayılı 584,76 m2, 1755,93 m2 ve 44,21 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına, 103 ada 101, 136, 140 ve 125 ada 3 parsel sayılı sırası ile 1637,96 m2, 1288,48 m2, 1251,86 m2 ve 1708,35 m2 yüzölüçümündeki taşınmazlar ise aynı nedenle davalılar … ve paydaşları adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ileri sürerek dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, 103 ada 140 nolu parselin Hazine adına, 103 ada 17, 138 ve 107 ada 16 parsellerin davalı … adına ve 103 ada 101, 136 ile 125 ada 3 nolu parsellerin ise davalılar … ve paydaşları adına payları oranında tesciline karar Verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- 103 ada 17, 101, 136, 138 ve 107 ada 16 ve 125 ada 3 parsel sayılı taşınmazların tarım arazisi olduğu, taşınmazların üzerindeki zilyetliğin tespit tarihine kadar çekişmesiz, aralıksız ve malik sıfatıyla 20 yılı aşan bir süre devam ettiği, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinme şartlarının davalılar yararına gerçekleştiği, mahkemece mahallinde yapılan keşif, uygulama, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanları, düzenlenen teknik bilirkişi raporu ile belirlenmiştir. Delillerin takdiri mahkemeye ait olup takdirde de bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenlerle ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre Hazinenin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile belirtilen parseller yönünden usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA,
2- Davalılar vekilinin 103 ada 140 parsel sayılı taşınmazla ilgili hükme yönelik temyizine gelince, mahkemece davalıların taşınmaz üzerindeki zilyetliklerini terkettiği gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme yetersiz olup, davalılarca taşınmaz üzerindeki zilyetliğe ne sebeple son verildiği, uzun süreli kullanmamanın terk iradesine dayalı olup olmadığı yerel bilirkişilerden sorulup saptanmamış, davalı tarafın 11.06.2007 havale tarihli dilekçesinde isimlerini bildirdiği tanıkları dinlenilmemiş olduğu gibi, tesbite aykırı sonuca ulaşıldığı halde tespit bilirkişileri de keşif sırasında taşınmaz başında tanık sıfatı ile dinlenerek aykırılık giderilmemiştir. Hal böyle olunca doğru sonuca varılabilmesi için, 3 kişilik ziraatçi bilirkişi ve yerel bilirkişi kurulları,
davalı tanıkları ve tespit bilirkişileri hazır olduğu halde taşınmazın başında yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kimin ne kadar süreyle, ne şekilde zilyet olduğu önceleri kullanılıyor iken, sonradan kullanılmıyor ise ne zamandır, ne sebeple kullanılmadığı sorulup saptanmalı; zilyetliği terk iradesi bulunup bulunmadığı tartışılmalı, tespite aykırı sonuca varıldığında tespit bilirkişileri tanık sıfatı ile dinlenerek aykırılığın giderilmesine çalışılmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar gözardı edilerek eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davalıların temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 25.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.