Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2011/4688 E. 2011/4468 K. 20.09.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4688
KARAR NO : 2011/4468
KARAR TARİHİ : 20.09.2011

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TENKİS

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen gün ve saatte temyiz edenlerden … vekili Avukat … geldi. Aleyhine temyiz istenilen taraftan gelen olmadı. Gelenin yüzüne karşı duruşmaya başlandı. Sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacılar, asıl davada özetle; tarafların ortak miras bırakanı olan …’ın 23.08.1996 tarihinde vefat ettiğini, sağlığında kız çocuklarından mal kaçırmak amacıyla erkek evlatları olan davalılar yararına bir kısım temliklerde bulunduğu gibi, bedelini ödeyerek satın aldığı bazı taşınmazların tapusunu ise yine davalılar üzerine kayıt ettirdiğini, saklı paylarının zedelendiğini belirterek öncelikle muris tarafından değişik yollarla davalılara intikal ettirilen malların terekeye iadesi ile muris adına tesciline, mirasta iade talepleri kabul edilmez ise saklı payları oranında tenkise karar verilmesini talep etmişler, birleşen davalarında ise; muris tarafından davalılar yararına yapılan karşılıksız kazandırmaların muvazaalı olduğunu belirterek muvazaa nedeniyle davalılar adına olan tapu kayıtlarının iptali ile miras hisseleri oranında davacılar adına tesciline karar verilmesini talep etmişlerdir. Davalılar, saklı pay ihlalinin bulunmadığını, taşınmazları kendi birikimleri ile satın aldıklarını bu nedenle davanın reddinin gerektiğini savunmuşlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda birleşen tapu iptali ve tescil davasının derdestlik nedeniyle reddine; asıl davanın ise tenkis talebi yönünden kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar … Hüseyin ile … tarafından temyiz edilmiştir.
Mirasçılık ve mirasın geçişi miras bırakanın ölümü tarihinde yürürlükte olan hükümlere göre belirlenir.(4722 s. Yürürlük K.m.17)
Tenkis davası, miras bırakanın saklı payları zedeleyen ölüme bağlı veya sağlararası karşılıksız kazandırmaların yasal sınıra çekilmesini amaçlayan, öncesine etkili, yenilik doğurucu (inşai) davalardandır.
Tenkis davasının dinlenebilmesi için öncelikli koşul; miras bırakanın ölüme bağlı veya sağlar arası bir kazandırma işlemi ile saklı pay sahiplerinin haklarını zedelemiş olmasıdır. Saklı payların zedelendiğinden söz edilmesi ise, kazandırma konusu tereke ile kazandırma (temlik) dışı terekenin tümü ile bilinmesiyle mümkündür. Tereke miras bırakanın ölüm tarihinde bırakmış olduğu mal varlığı ile, (iadeye) denkleştirmeye (MK.md.603) ve tenkise tabi (MK.md.461, 507) olarak yaptığı kazandırmalardır. Bunlar terekenin aktifini oluşturur. Miras bırakanın borçları, bakmakla yükümlü olduğu kişilerin bir aylık geçim giderleri, terekenin yazımı, mühürlenmesi, cenaze masrafları gibi giderler de pasifidir. Aktiften belirtilen borçların indirilmesi net terekeyi oluşturur. Tereke bu şekilde tespit edildikten sonra mirasın açıldığı tarihteki fiyatlara göre değerlendirilmesi yapılarak parasal olarak miktarının tespiti gerekir. (MK.md454) Miras bırakanın Medeni Kanun’un 453. maddesinde belirlenen saklı paya tecavüz edip etmediği bulunan bu rakam üzerinden hesaplanır. Tasarruf oranı aşılmış ise tasarrufun niteliğine göre icap ederse kazandırma işleminde, saklı payları zedeleme kastının bulunup bulunmadığı objektif (nesnel) ve sübjektif (öznel) unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Zira tasarruf oranını aşan her kazandırmada saklı payları zedeleme kastının varlığından söz edilemez.
Mutlak olarak tenkise tabi tasarruflarda (ölüme bağlı tasarruflar veya Medeni Kanun’un 507.maddesinin 1, 2 ve 3 fıkrasında gösterilenler) veya saklı payı ihlal kastının varlığını kesin olarak anlaşılan diğerlerinde özellikle muayyen mal hakkında tenkis uygulanırken Medeni Kanun’un 512. maddesindeki sıralamaya dikkat etmek, davalı saklı paylı mirasçılardan ise aynı Kanu’nun 503. maddesinde yer alan saklı paydan fazla olarak alınanla sorumluluk ilkesini gözetmek, dava konusu olup olmadığına bakılmayarak önce ölüme bağlı tasarruflarla davacının saklı payını tamamlamak, sonra sağlararası tasarrufları, (en sonda da kamu yararına yapılan kazandırmaları) dikkate almak gerekir. Bu işlem sırasında dava edilmeyen kişi veya tasarrufların tenkisi gerekeceği sonucu çıkarsa davacının onlardaki hakkını dava etmemesinin davalıyı etkilemeyeceği ve birden çok kişiye yapılan teberru tenkise tabi olursa 505. maddede yer alan, alınanla orantılı sorumluluk kuralı gözetilmelidir.
Davalıya yapılan tasarrufun tenkisine sıra geldiği takdirde tasarrufun tümünün değeri ile davalıya yapılan fazla teberru arasında kurulan oranda (sabit tenkis oranı) tasarrufa konu malın paylaşılmasının mümkün olup olmayacağı (MK.md.506) araştırılmalıdır. Bu araştırma sonunda tasarrufa konu mal sabit tenkis oranında bölünebilirse bu kısımların bağımsız bölüm halinde taraflar adına tesciline karar verilmelidir.
Tasarrufa konu malın sabit tenkis oranında bölünmezliği ortaya çıktığı takdirde sözü geçen 506. maddedeki tercih hakkı gündeme gelecektir. O zaman davalıdan tercihi sorulmak, sabit tenkis oranına göre bölünemeyen malın, mirasın açıldığı gündeki değerleri, o günden karar gününe kadar geçen süre içindeki toptan eşya fiyat endeksleri ile, bu süre içinde oluşan nitelik ve imar değişikliği gibi fiyata etkili özel unsurlar ve hakkaniyet kuralları dikkate alınıp, değer hakim tarafından belirlenmeli ve davalıya fazla verilen bölümün değerinin sabit tenkis oranıyla çarpımından bulunacak naktin ödetilmesine karar verilmelidir.
Toplanan delillerden murisin saklı pay ihlal kastı ile hareket ettiği sabit olduğundan davalıların bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, muris sahip olduğu bir kısım taşınmazları davalılara temlik ettiği gibi, üçüncü kişilerden alınan taşınmazların bedelini ödediği halde tapu kayıtlarını davalılar üzerine yaptırmıştır. Davalılar adına alınan taşınmazların bedeli de tenkise tabi olacaktır. Bu halde tenkise tabi tutulacak miktar, miras bırakan tarafından davalılara verilen paranın, mirasın açıldığı tarihte ulaştığı değerdir. O halde; mahkemece yapılacak iş; miras bırakan tarafından davalılara taşınmaz alınırken verilen paranın miktarını saptamak, bu paranın mirasın açıldığı tarihte ulaştığı değeri, paranın satın alma gücündeki değişimleri usulünce belirli kriterler dikkate alınmak suretiyle hesaplamak, gerektiğinde bu konuda uzman bilirkişiden rapor almak, bu yolla belirlenen
değerin tenkis hesabında dikkate alınacağını gözetmek (H.G.K.nun 30.11.2005 gün, ve 2005/2-581 Esas, 2005/672 sayılı Kararı) bu şekilde davalılar yararına yapılan kazandırmaların mirasın açıldığı tarihteki değerlerini doğru olarak tespit edip, bu değerler dikkate alınarak sabit tenkis oranını ortaya çıkarmak gerekirken, bu ilkeler dikkate alınmadan hazırlanan bilirkişi raporları esas alınmak suretiyle verilen karar hatalı olduğu gibi, tenkis davalarında davalılar arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunmamasına karşın hüküm altına alınan tenkis bedelinin davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesi, davacılar murisin çocukları ile torunları olup, saklı pay oranları da farklı olduğu halde aynı miktarda tenkis alacakları olduğu belirlenip, sonuç olarak davalılar aleyhine toplamda fazla miktar tenkis bedeli hükmedilmesi de doğru bulunmamıştır.
Davalıların temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz etmeyen davalı nedeniyle davacıların kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, Yargıtay duruşması için belirlenen 825.00 TL. vekalet ücretinin davacılardan alınarak, kendisini duruşmada vekil ile temsil ettiren temyiz eden davalıya verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 20.09.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.