Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2011/504 E. 2011/5256 K. 04.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/504
KARAR NO : 2011/5256
KARAR TARİHİ : 04.10.2011

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 109 ada 99 parsel sayılı 5468,70 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğundan bahisle ham toprak niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne ve fen bilirkişisi … imzalı 12.07.2010 tarihli rapor ve krokisinde mor renk ile gösterilen 107.49 m2’lik kısmının davacı … adına, 109 ada 99 sayılı parselin ifrazdan sonra geriye kalan kısmının aynı nitelikte Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davaya konu taşınmazın temyize konu bölümü üzerinde davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle mülk edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; dosya kapsamından dava edilen bölümün neresi olduğu belli olmadığı gibi, yapılan keşiflerde davacı tarafın hazır bulundurulmadığı, yapılan ilk keşifte dava edilen yerin kim tarafından gösterildiğinin belli olmadığı, ikinci keşifte davacının eşinin davalı yeri gösterdiğinin ifade edildiği, dava konusu olduğu iddia edilen taşınmazın iki ayrı tarihte yapılan her iki keşifte farklı şekilde gösterildiği halde bu husustaki çelişki de giderilmemiştir. Ziraatçi bilirkişinin düzenlediği raporda dava konusu taşınmaz üzerinde bitki örtüsünün olmadığı, taşınmazın ham toprak niteliğinde olduğu belirtildiği, halde mahalli bilirkişiler, tanıklar ve tespit bilirkişileri ise taşınmazın samanlık olarak kullanıldığını belirtmişlerdir. Taşınmaz üzerinde yapılı samanlık olup olmadığı da keşif ve dosya kapsamından anlaşılmamaktadır. Yapılan keşifte hakimin dava konusu yerin niteliği ile ilgili gözlemi de tutanağa geçirilmemiştir. Böylesine yetersiz araştırma ile hüküm kurulamaz. Doğru sonuca varmak için taşınmaz başında yeniden keşif yapılıp, davaya konu edilen yer davacıya göstertilmek suretiyle kesin olarak belirlenmeli, bu yer hakkında yeniden yerel bilirkişisi ve tanık dinlenmek suretiyle taşınmazın niteliği de saptanarak taşınmaz üzerinde samanlık olup olmadığı kesin bir şekilde belirlenmelidir. Yapılacak keşifte mahkemenin taşınmazın niteliği ile ilgili gözlemi de tutanağa geçirilip ziraatçi bilirkişiden davacı adına tespit edilen aynı ada 54 sayılı parsel ile dava edilen bölümün ve dava konusu 109 ada 99 sayılı parselin toprak yapılarının niteliğini karşılaştırılacak şekilde yeniden rapor alınmalı, fen bilirkişisinden ise keşif ve uygulamayı izlemeye ve denetime elverişli ayrıca taşınmazın eğimini de gösterir krokili rapor alınmalı, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler gözardı edilerek eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, Hazinenin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 04.10.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.