YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5207
KARAR NO : 2011/7620
KARAR TARİHİ : 18.11.2011
MAHKEMESİ : …. İCRA MAHKEMESİ
Alacaklıları zarara sokmak kastiyle mevcudunu eksiltmek, aczine kendi fiiliyle sebebiyet vermek ve alacaklıları zarara uğratmak kastiyle borçları ödememek suçlarından sanık …’ın her bir suç bakımından ayrı ayrı beraatine karar verilmiş, hüküm yasal süresi içerisinde şikayetçi vekili tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay C.Başsavcılığının onama istemli tebliğnamesiyle dosya Daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
1- İİK’nun 331. maddesine ilişkin olarak hükme yönelik incelemede;
Şikayetçi dilekçesinde veya beyanında gösterdiği delillerle bağlı olduğuna ilişkin İİK’nun 351. maddesindeki düzenleme çerçevesinde 08.10.2007 tarihli şikayet dilekçesinin incelenmesinde, sanığın hangi eylemiyle hangi mallarını devretmek suretiyle alacaklıları zarara uğrattığı hususunda somut bir olaydan bahsedilmemesi karşısında, müşteki vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün istem gibi ONANMASINA,
2- İİK’nun 332. maddesine ilişkin olarak kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde;
Şikayetçinin dilekçe veya delil beyanında gösterdiği deliller ile bağlı olduğuna ilişkin düzenlemeyi içeren İİK’nun 351. maddesi çerçevesinde 08.10.2007 tarihli şikayet dilekçesi incelendiğinde, şirketin acz içerisine düşürüldüğü konusunda somut deliller gösterilmediği gibi, dosya içerisindeki 16.07.2010 tarihli bilirkişi raporu içeriğine ve sanık vekilinin 12.01.2009 havale tarihli savunmayı içeren dilekçesindeki beyanları dikkate alındığında, borçlu şirketin acze düşmediğinin kabulünün gerekmesi nedeniyle usul ve kanuna uygun olan hükmün istem gibi ONANMASINA,
3- İİK’nun 333/a maddesine ilişkin olarak kurulan hükme yönelik temyiz incelemesi sonunda;
Sanığın üzerine atılı bulunan İİK’nun 333/a maddesinde yazılı suçun oluşumu için takibin kesinleştiği tarih itibariyle borçlu şirketin borcu ödeme gücüne sahip olması ve şirketi hukuken veya fiilen yönetim yetkisine sahip olan sanığın, alacaklıları zarara uğratmak kastiyle şirket borcunu kısmen ya da tamamen ödememesi gerekmekte olup, dosya içerisindeki 16.07.2010 tarihli bilirkişi raporu içeriğinden ve sanık vekili tarafından mahkemeye sunulan ve savunmayı içeren 12.01.2009 tarihli dilekçe içerisindeki beyanlar
dikkate alındığında, borçlu şirketin borcu ödeme gücünün bulunduğunun kabulünün gerekmesi karşısında, atılı suçun oluştuğunun kabulü zorunlu olduğundan sanığın mahkumiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmekle hükmün isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 18.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.