YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5263
KARAR NO : 2011/8165
KARAR TARİHİ : 29.11.2011
MAHKEMESİ : AĞIR MAHKEMESİ
Nafaka hükmüne uymamak suçundan sanık … hakkında yapılan yargılama sonucunda beraatine dair …. İcra Ceza Mahkemesinin 07/10/2010 tarihli ve 2010/229-285 sayılı kararına karşı yapılan itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına, 07/10/2010 tarihli ara kararında beklenilmesinden vazgeçilmesine karar verilen kararların yerine getirilerek karar tesisi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine ilişkin … Ağır Ceza Mahkemesinin 30/11/2010 tarihli ve 2010/771 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosya aleyhine,Adalet Bakanlığından verilen 25.04.2011 gün ve 2011/21681 sayılı kanun yararına bozma talebini içeren Yargıtay C.Başsavcılığının 07/06/2011 gün ve K.Y.B.2011/188576 sayılı tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, Bakırköy 2. İcra Ceza Mahkemesinin 29/07/2010 tarihli tensip ara kararlarının tamamının yerine getirildiği, dolayısıyla beklenmesi gereken ara kararının bulunmadığı cihetle, itirazın kabul edilmiş olması karşısında, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 271/2. maddesi hükmü gereğince itirazın konusu hakkında da bir karar verilmesi gerekliği gözetilmeksizin, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğundan anılan hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca bozulması gereğine işaret edilmiştir.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.11.2006 tarih ve 2006/220-231 sayılı kararında da açıklandığı üzere “1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK.nun “Tanımlar” başlıklı 2.maddesinin 1. fıkrasının (L) bendinde disiplin hapsinin tanımı; “kısmi bir düzeni korumak amacıyla yaptırım altına alınmış olan fiil dolayısıyla verilen, seçenek yaptırımlara çevrilemeyen, ön ödeme uygulanamayan, tekerrüre esas olmayan, şartlı salıverilme hükümleri uygulanamayan, ertelenemeyen ve adli sicil kayıtlarına geçirilemeyen hapsi ifade eder.” olarak yapılmıştır… “disiplin hapsi ve hapsen tazyik yaptırımı 5237 sayılı TCK.nunda düzenlenen yaptırımlardan farklı niteliktedir. Bu nedenle de, duruşma açılarak yapılan bir yargılama sonunda verilmelerine karşılık, 2004 sayılı İİK.nun 353/1.maddesinde yasa yolu olarak itiraz yasa yolu öngörülmüştür. Anılan hükümler gözetildiğinde, gerek disiplin hapsi gerekse hapsen tazyik yaptırımı tayin edilen kararlar, CMK.nun 223. maddesinde belirtilen “hüküm” niteliğinde değildirler ve bunlar hakkında hükümler için öngörülen yargılama kuralları uygulanamaz.” şeklinde yapılan değerlendirmeden de anlaşılacağı üzere, İcra ve İflas Kanunu’nda müeyyidesi disiplin hapsi ve tazyik hapsi olarak saptanan eylemlerin kabahat olduğu belirtilmiştir.
Ceza Muhakemesi Kanunu anlamında itirazın, kural olarak itiraz olunan kararı veren mahkemeye yapılacağı ve ilk inceleme kararı veren mahkemece gerçekleştirilip, kararın düzeltilebileceği, yerinde görmezse en çok üç gün içinde itirazı inceleyecek mercie göndermesi gerektiği (CMK.md.268/1-2), buna karşılık İcra ve İflas Kanunu’nda icra mahkemesinin itiraza tabi verdiği kararlara itirazın 5358 sayılı Yasa ile değişik İİK.nun 353/1. maddesi uyarınca yedi gün içerisinde yargı çevresinde bulunduğu (itiraz tarihi itibariyle) ağır ceza mahkemesine yapılması gerekmekte olup, bu anlamda Ceza Muhakemesi Kanundaki sistemden ayrıldığı, Ceza Muhakemesi Kanunu’ndaki itiraz kanun yolu bir suç muhakemesi sonucunda verilen yargı kararları için olduğu, nitekim anılan kanunun “itiraz usulü ve inceleme mercileri” başlıklı 268. maddesinde kararına itiraz edilecek ve itirazı inceleyecek mahkemeler sulh ceza, asliye ceza, ağır ceza ve bölge adliye mahkemesi olarak belirlendiği, buna karşılık İcra ve İflas Kanununda, icra mahkemesinin itiraza tabi verdiği disiplin hapsi ve tazyik hapsine ilişkin kararlar, dar ve teknik anlamda “suç” karşılığı verilen kararlar olmadığı, 5271 sayılı CMK.nun 268. maddesinde kararına itiraz edilecek mahkemeler arasında icra mahkemesinin gösterilmediği cihetle, İcra ve İflas Kanunu’nun 353/1. maddesi uyarınca icra mahkemesince verilen itiraza tabi kararlara karşı itirazın yedi gün içerisinde doğrudan (itiraz tarihi itibariyle) ağır ceza mahkemesine yapılması gerektiği, anılan maddede ilk incelemenin icra mahkemesince yerine getirileceğine dair bir düzenlemenin de bulunmadığı gözetildiğinde, itiraz hakkında (itiraz tarihi itibariyle) ağır ceza mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekte ise de, bu durum yargılaması tamamlanmış, herhangi bir delil ya da sair araştırma ihtiyacı bulunmayan haller için gerekmekte olup, somut olayımızda deliller toplandığı ve araştırılması gereken bir konunun bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Konunun bir kez de Kabahatler Kanunu yönünden irdelenmesinde ise, anılan Kanunun “itiraz yolu” başlıklı 29. maddesinde, “(1) Mahkemenin verdiği son karara karşı, yargı çevresinde yer aldığı ağır ceza mahkemesine itiraz edilebilir. Bu itiraz, kararın tebliği tarihinden itibaren en geç yedi gün içinde yapılır. (2) İtirazla ilgili karar, dosya üzerinden inceleme yapılarak verilir. (3) Mahkeme, her bir itirazla ilgili olarak “itirazın kabulüne” veya “itirazın reddine” karar verir…..” şeklinde düzenleme getirilmiştir. Görüldüğü üzere Kabahatler Kanununda da itirazı inceleyecek ağır ceza mahkemesinin “itirazın kabulüne” veya “itirazın reddine,” karar vereceği öngörülmektedir. Ancak itirazın kabulüne karar vermesi halinde itirazın konusu hakkında da bir karar vermesi gerektiği hususunda bir düzenleme yok ise de, itirazı kabul eden ağır ceza mahkemesinin bu yönde hüküm oluşturması gerektiği de kuşkusuzdur.
Açıklamalar çerçevesinde somut olaya bakıldığında, itirazın kabulü ile icra mahkemesinin kararının kaldırılmasına karar veren ağır ceza mahkemesinin, itirazın esası hakkında da bir karar vermesi gerekirken ve icra mahkemesince vazgeçilen ara kararlarının gerçekte mahkemece yerine getirilen ara kararları olduğu da gözetilmeden, bu konuda karar verilmek üzere dosyanın icra mahkemesine gönderilmesine karar vermesi isabetsizdir.
Açıklanan nedenlerle Yargıtay C.Başsavcılığının kanun yararına bozma istemine atfen düzenlediği tebliğname yerinde görülmekle….Ağır Ceza Mahkemesinin 30/11/2010 tarihli ve 2010/771 değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309.maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair işlemlerin mahallinde ifasına, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 29.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.